boncuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boncuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2011 Salı

BEMBEYAZ


Ceketlerimin içine giymek için beyaz bir bluz diktim. Ama biraz fazla sade oldu. İlle herşeye bir şıkırtı katmadan rahat edemediğim için,  o haliyle içime sinmedi. 

Bembeyaz görüntüsünü bozmamak için sadece beyaz renkli aksesuarlarla süsledim.

Belki şu haliyle kendini çok belli etmese de koyu renk bir ceketin içinde gayet şık görünüyor.

Bu kadar bembeyaz bir yazıyı da çok sevdiğim bu şiiri yazmadan bitiremedim:

JÜRİ
'Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
 Birinciliği beyaz verdiler. '
                                                                                                                  Özdemir Asaf

31 Aralık 2010 Cuma

HOŞGELDİN 2011 !


Muhtemelen 2010 yılının son yazısını yazıyorum sizlere. Yeni gelen yıl için iyi dileklerimi sizlere iletirken bu vesileyle sizlerle yılbaşı sepetlerimi de paylaşmak istedim.


Kardeşim nişanlıyken yapmıştım bu sepetleri. Nişanlısı ve ailesi için hazırladığımız hediyeleri bu sepetlere yerleştirmiştik.


Gümüş renkli paket kağıtlarına sardığımız hediyeleri beyaz, siyah ve gümüş kurdelelerle süsleyip, üzerlerine yılbaşı topları iliştirmiştik. Paketlerle doldurulmuş hallerinin fotoğraflarını çekmiştim ancak kaybetmişim.
Yaklaşık bir aydır sepetleri bekletiyorum. Hediyelerle, süslenmiş içecek şişeleriyle, şık paketli kuruyemişlerle içlerini dolduruyum da, o halleriyle sizlerle paylaşayım diye. Ancak bir türlü fırsat bulamadım. 


Yılın bu son gününde, yılbaşı coşkusu sona ermeden boşta olsa yılbaşı sepetlerimi sizlerle paylaşmak istedim.

Hasır sepetleri dikiş bile gerekmeden kumaş, tül, kurdele, boncuk, taş kullanarak sıcak silikonla yapıştırarak giydirdim. Ortaya bu cici sepetler çıktı.

Herkese sağlık, mutluluk, huzur ve bereketle dolu, sevdiklerinizle paylaşacağınız, şeker gibi bir yıl diliyorum.

Umarım hoş geldin, hayırlar getirdin 2011 ! 

28 Ekim 2010 Perşembe

ŞIKIR ŞIKIR BİR ABAJUR




Kardeşim ve eşinin yeni bir eve taşındıklarından daha önce bahsetmiştim. Yeni evleri için uzun bir süre hediye aradım. Kafamdaki hediye abajurdu ancak onca çeşidin arasında mobilyalarına uygun olanı bulmak epeyce zor oldu. 

Ankara'da görmediğim abajur kalmamıştır sanırım.

Kiminin ayağını beğeniyorum uygun şapka yok, kiminin şapkası uygun ama çok sade. Sonunda bu gördüğünüz abajuru buldum. Renk ve tarz olarak beğensem de biraz sade geldi bana. Elimin değdiği herşeye bir ışıltı katmak adetim oldu artık.

Perde aksesuarları satan bir mağazadan hazır dizilmiş boncuklardan aldım. Boncukları sıcak silikonla şapkanın etrafına yapıştırdım, daha şık bir görüntü için üzerine de altın sarısı su taşı yapıştırdım.

Şansıma istediğim tonda şapka bulabildim ancak bulamasam iskeletini alıp organize kurdele sararak bir şapka yapmayı düşünmüştüm. Kardeşlerimin evinin dekorasyonuna uygun olan boncuk kullanmaktı. Tüy, püskül veya yapma çiçekler de  diğer seçenekler olabilir. 

Kardeşlerim evinizde mutlu, huzurlu, sağlıklı  günler diliyorum.

Abajurlarınızı güle güle kullanın. 

21 Temmuz 2010 Çarşamba

VE SON ÜRÜNÜMÜZ RUNNER


Bu da teras projemizin son ürünü runner. 



Runnerın bir yüzünü düz pembe kumaştan diğer yüzünü ise desenli kumaştan tasarladım.
Böylece iki farklı kullanım seçeneği olabilecek.


İki ucuna pembe ve yeşil tonlarında boncuklarla püskül yaptım.

Bu runner teras projemizin son parçasıydı. Bütün parçaları yerlerine yerleştirilmiş olarak fotoğraflayıp sizinle paylaşacağım.

Böylece bu projeyi tamamlamış oldum. Gerçi bir iki ufak parça daha var aklımda ama genel olarak tamamlanmış sayılır.

Emeği geçen herkese teşekkürler.

Canım kardeşim ve sevgili eşi de çok mutlu günlerde güle güle kullansınlar.

20 Temmuz 2010 Salı

TERAS PROJESİNİN YENİ ÜRÜNLERİ

Bunlar da pembesinden yeşilin yastıklarımız. Terastaki rattan oturma grubunu süslemek üzere tasarlandılar.

Sıradan yuvarlak yastıklar yapmak yerine daha pofuduk bir görüntü versin diye, biri pembe biri yeşil büzgülü yastıklar tasarladım. 



Fillerimize arkadaş olsun, konsepti tamamlasın diyerek bir de fil yastık tasarladım. Fil yastığımızın bir tarafı pembe bir tarafı yeşil kumaştan dikildi. Böylece iki farklı kullanım seçeneği olur diye düşündüm.


Desenli kumaşımızla da küçük dikdörtgenler şekline iki yastık daha tasarladım.


.

Yastıklarımızın içini elyafla doldururken yine sevgili kızım ve oğlum bana yardımcı oldular. Birbirleriyle yarışa girip öyle bir doldurmuşlar ki elyafın bir kısmını geri çıkardık. Heryer ve herşey elyaflandı ama ne yapalım olacak o kadar.

Yastıklara son dokunuşları da sevgili anneciğim yaptı.

Emeği geçen herkesin eline sağlık. Sahipleri de güle güle kullansınlar İnşallah.

Teras projemiz bitti sanmayın, devam edecek.....



19 Temmuz 2010 Pazartesi

BAY FİL VE BAYAN FİL


Kardeşim ve eşinin yeni evlerinin terasını süsleme projemden bahsetmiştim sizlere. Bu projeyle meşgul olduğum için geçen hafta çok fazla bir şey yazamamıştım.

İşte teras projemizin ilk parçaları saksı filler.


Yukarıda gördüğünüz saksıları ev sahiplerimiz kendileri seçip almışlar. Saksılar ham çömlek halindeydi. Filleri teraslarına yerleştirecekleri için terasın pembe-yeşil konseptine uygun olarak süsledik.

Kaplumbağaları sadece gümüşe boyamakla yetindik.

Bahçenin içine yerleştirecekleri sepetleri ise sadece vernikledik.


Fillerimizin ikisini de gümüş renge boyayıp,  Bay ve Bayan fil olarak tasarlamaya karar verdik. Bayan fil için pembe-yeşil tonlarında bir kolye ve halhal yaptım. Gözlerine de yeşil boncuklar yapıştırdık. Bayan fil yeşil gözleriyle alımlı bir fil hatun oldu.


Bay fil haliyle daha sade oldu. Gözleri için beyaz inciler kullandım, boynuna da gümüş renkli kurdeleden papyon niyetine bir fiyonk yaptım.

Fillerimizi de, sonraki günlerde sizinle paylaşacağım diğer parçaları da sadece ben yapmadım, bir ekip çalışmasının ürünleridir.

Buradan sizlerin huzurunda ekip arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Filleri boyarken minicik elleri ve minicik fırçalarıyla bana yardım eden sevgili oğlum ve kızıma,

boyama işinin büyük kısmını bitiren ve içlerine çiçekleri elleriyle diken babişkoma, 

tabi ki bütün tasarıma eşsiz fikirleriyle yön veren canım anneme

çooook teşekkürler.

Teras projemizin diğer parçaları bir sonraki yazıda....

Bizi izlemeye devam ediniz lütfen !!!

12 Temmuz 2010 Pazartesi

BETTY BOOP SEVDASI 2. PERDE

tişörtümün yeni hali

Betty Boop 'a olan sevdamdan daha önce bahsetmiş ve yenilediğim tişörtümü sizinle 'BETTY BOOP SEVDASI'   başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

O yazıda bir yenilenecek bir tişörtüm daha olduğunu anlatmıştım.

tişörtümün ilk hali

Bu tişörtü oğluşum bana doğumgünümde hediye etmişti. Bu sebeple çok kıymetli, vazgeçmem mümkün değil ama hem eskimişti hem de daralmıştı.

İlk tişörtümden sonra bu tişörtü de yenilemeye karar verdim.

Araya pek çok tasarım, dikiş, seyahat vs. girdi. Nihayet tişörtümü yenilemeye vakit bulabildim.

Buyurun Betty Boop sevdasında ikinci perde;


1 Temmuz 2010 Perşembe

HER YER ÇİÇEK


Size salonumda değişiklik yapmak isteğimden bahsetmiştim ve salonum için ilk tasarımımı da sizinle 'Bu Ne Bu??? Kırlent Bu!' başlıklı yazımda paylaşmıştım.

 İşte ikinci kırlentim.


Bu sefer kırık beyaz taftadan çiçekler yapıp, ortalarına da pembe boncuklar diktim. 

 

Nasıl yaptın derseniz, şöyle:


 


         

Taftayı ipliklenmeyecek şekilde nasıl kestiğime gelince aşağıda gördüğünüz makasla.


Bu makası yaklaşık 35 yıl önce rahmetli dedem iş için gittiği Gaziantep'ten annem okulda kullansın diye almış.
O zamanlar annem kız meslek lisesinin dikiş bölümünde lise öğrencisiymiş. Düşünün onca yıl saklamış annem ve şimdi ben, benden yaşlı bu makası kullanıyorum. Teşekkürler dedeciğim, mekanın cennet olsun!


22 Haziran 2010 Salı

KIRMIZI ve LACİVERT ve BEYAZ


Başınız sıkışsa aileniz dışında tereddütsüz arayabileceğiniz kaç kişi var? Öyle sadece önemli mevzular için değil, saçma sapan bir sebeple bile olsa nazınızı çekecek, ayıp mı olur, kırılır mı demeden içinizden geldiği gibi davrandığınız, yanında bütün maskelerinizi çıkardığınız, en zayıf tarafınızı sakınmadığınız biri var mı?

Benim hayatımda böyle biri var. Canımı hatta canımdan kıymetli evlatlarımı bile güvenebileceğim, her türlü derdimi paylaşabileceğim bir şeker dostum var benim.

Sıkıntısını kendi derdim gibi bilip sıkıntı ettiğim, kendi adıma diliyormuş gibi onun için de umutlar biriktirdiğim, dualarımdan eksik etmediğim bir can arkadaşım; Asuman.

Benim pembeye olan sevdam gibi onun da kırmızı, lacivert ve beyaz beraberliğine tutkulu bir beğenisi var. Mavi ve beyaz gömleklerim için bir broş yapmak istedim ve ortaya yukarıda gördüğünüz broş çıktı. 

Bu broşun da bana Asu'cuğumu hatırlatmaması imkansızdı. Broşu kendim kullanmaya kıyamadım, bu Asuman'ın olmalı diye düşündüm ve kendime yeni bir broş tasarladım. Kendi broşumu 'Huzurun Rengi Mavi' başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

Bugüne kadar beklememin sebebine gelince bugün Asuman'cığımın doğumgünü. Broş vasıtasıyla burdan canım arkadaşımın doğumgününü de kutlamak istedim. Çok küçük bir hediye ama kabul ederse broş da doğumgünü hediyesi olsun istedim.

İyi ki doğdun, iyi ki varsın canım arkadaşım.

Eşinle, oğlunla daha nice yıllar sağlıklı ve huzurlu yaşa. 

11 Haziran 2010 Cuma

HUZURUN RENGİ MAVİ



Ne kadar pembe aşığı olsam da, bütün renkleri seviyorum. Daha doğrusu ben her şeyi renkli seviyorum. Evim, eşyalarım, her türlüsünden mutfak aksesuarlarım, giysilerim, ayakkabılarım, takılarım.... Her eşyam mümkünse renkli, parlak, ışıl ışıl olsun.

Mavi de kıyafetlerimde en çok tercih ettiğim renklerden biri. Mavi giydiğimde gözlerimin maviye döndüğünü söylerler.

Mavi bana hep huzuru çağrıştırır, denizi, yazı, uçsuz bucaksız gökyüzünü, özgürlüğü  çağrıştırır.

Kendime açık mavi bir gömlek diktim yaz için. Bu senenin trendi gömlek göğsünde armalar biliyorsunuz.

Hazır bir arma alıp gömleğimin göğsüne dikmektense ben ellerimle şıkır şıkır bir broş yapıp sade gömleğime ışıltı katmak istedim.

Mavinin o huzurlu, sade halinden biraz uzaklaşsa da, gömleğim broşuyla tam benlik oldu.

Sizce?

8 Haziran 2010 Salı

PEMBE KELEBEKLER



Pembe rengin benim için bir sevda olduğundan daha önce bahsetmiştim.Kelebeklere gelince eşim ve benim için özel bir yeri var. Her çiftin birbirine hitap ederken kullandığı o çifte özel sözler vardır. Kimi aşkım der, kimi canım, kimi kuşum biz de kelebeğim deriz.Her ne kadar kelebeğin o zarif görüntüsünden çok uzakta olsam da, özellikle eşim bana genelde böyle seslenir. Onun  içindir ki tercihlerimiz de hep kelebek desenli, kelebek figürlü şeylere yöneliktir.

Kızımızın doğumunu beklerken dokuz ay boyunca ondan minik kelebek diye bahsettik. Odasını hazırlarken de en çok kelebek figürleri kullandım. Balon avizesinde, perdesinde, yatak örtüsünde ve süslemelerinde.



Bebeklerin dikkatini çeksin diye yataklarının üzerine dönen, müzik çalan oyuncaklar asılır, biliyorsunuz. Yanılmıyorsam bu oyuncaklara dönence deniliyor. Oğlumdan kalan bir dönencemiz vardı fakat hem kızımın odasının konseptine uygun olsun, hem de hemen her parçasını ellerimle yaptığım odaya hazır bir aksesuar katmayayım diye biraz tel, biraz tül, kurdele ve boncukla pembe kelebekler yaptım.

Kelebekleri yukarıdan cibinliğe iliştirip, aşağıya doğru sarkıttık. Odadaki hareketle hafif sallanıp, uçuşan bir görüntü veren kelebeklerimiz zamanla kızımın da dikkatini çekti, hoşuna gitti. Ancak ayakta durmaya başlamasıyla kelebekleri yaklamak için zıplarken kendine bir zarar verebilir endişesiyle bir süre kaldırdık kelebeklerimizi. Artık daha bilinçli bir küçük hanımefendi olduğu için kelebeklerimiz yeniden odamıza dahil oldu. Bu vesileyle sizinle de paylaşmak istedim.

Herkese bol kelebekli günler.

Bu vesileyle benim kelebeğime de sevgiler.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

KIZIMIN KOKOŞ ŞAPKASI


Evet, sonunda yaz geldi. Her ne kadar sıcaktan çok hoşlanmasam da yazın yeri başka kabul ediyorum. Değişik bir enerji veriyor insana.Sokaklar kıpır kıpır, insanlar rengarenk.... 

Bizim ufaklıkların yazlık kıyafetlerini hemen hemen tamamladık. Geçen seneden kalanlar elden geçti, küçülenlerin yerine yenileri alındı. Farkettik ki kızımın şapkası onun için artık fazlasıyla küçük ve bebeksi kalmış.

Anneannesi güzel kızım güneşten rahatsız olmasın diye ona pembe bir şapka almış, ama bana biraz sade geldi şapka. Ben bunu biraz süsleyim derken bir de baktım ki ortaya kokoş bir şapka çıkmış.


şapkamızın ilk hali

Neyse ki kızım da benim kadar kokoş, çok beğendi şapkasını, keyifle kullanıyor.



şapkamızın son hali

Biraz kurdele, biraz tül, biraz boncuk işte size bambaşka bir şapka.

Keyifli bir yaz dileğiyle...


17 Mayıs 2010 Pazartesi

OMUZLARA DİKKAT!


Ben ilk okuldayken ve sanırım ortaokuldaki ilk yıllarımda vatkalar çok modaydı. Annemin tişörtünden, elbisesine,  gömleğine kadar bütün kıyafetlerinde vatka vardı.

Üzerinden öyle çok zaman geçti ki, ben vatka nedir onu bile unutmuştum.

Birden ortaya çıkıverip hayatımıza tekrar girdiler. Tekrar omuzlara döndüler ancak eski kullanımlarından daha  farklı bir amaçla. O zamanlar amaç düşük omuzları yükseltmekti.

Bugünkü amaçları omuzları süslemek.

Kimi boncuklu, kimi payetli, kimi çiçekli,...

Daha önce 'KİŞİLİKLİ ELBİSELER' adlı yazımda siyah elbiseme dikkat ederseniz, göreceksiniz. omuzlarında üzeri payet ve boncuklarla süslenmiş vatkalar var.

Bu sefer bir zamanların favori renk  tonu olan 'camel' rengi tişörümün omuzlarını vatkasız metal şerit ve zincirlerle süslemeyi tercih ettim.

Biraz asi, biraz maskülen, biraz da askeri bir hava verdi sanki. 

Omuz süslemeleri Micheal Jackson'ın vefatıyla askeri bir boyut ta kazandı biliyorsunuz. Resmen askeri apoletler var bazı kıyafetlerin omuzlarında. Benim metalik omuzlarım apoletten uzaklar ama en yakın zamanda fırsat bulunca apoletlerimi de sizinle paylaşacağım.

4 Mayıs 2010 Salı

BETTY BOOP SEVDASI

Oldum olası sempatim olmuştur Betty Boop'a. Biraz seksi, biraz utangaç haliyle, kokoş kıyafetleriyle şüphesiz çizgi dünyanın  ikoncanı o.

Yıllar önce aldığım Betty Boop tişörtlerim artık giyilmeyecek kadar eskidi ama onlardan vazgeçemiyordum bir türlü. Elbise dolabımın artık kullanılmayanlar bölümünde öylece duruyorlardı.

Geçenlerde tişörtlerim tekrar elime geçtiğinde artık vazgeçmem gerektiğini düşünürken birden aklıma geldi. Betty Boop'umu eski tişörtten kesip yeni dikeceğim bir tişörte ekleyebilir, böylece Betty Boop'tan vazgeçmemiş olurum.


Kesmeden önce fotoğraf çekmeyi unutmuşum ama solda kesilmiş eski tişörtü, sağda da yeni tişörte eklenmiş, işlenmemiş ilk halini görüyorsunuz.

Tabi söylendiğim kadar kolay olmadı. Sadece el dikişiyle ince, titiz ve uzun bir çalışmanın ardından yepyeni bir tişörtüm oldu. Sadece karakteri eklemekle yetinmedim tabi, boncuklarla, payetlerle, kurdelelerle, taşlarla işleyerek kokoş kowboy Betty Boop'ya daha da kokoş bir görüntü kazandırdım.






Beni yeterince tanıyan herkes çok iyi bilir benim pembe aşkımı. Hem pembe, hem altın işlemeli, hem Betty Boop'lu tişörtüm bu sene benim favorim.

 Kullanılmayan bir Betty Boop tişörtüm daha var. Yaz gelmeden onu da yenilemek istiyorum.

30 Nisan 2010 Cuma

SAÇLARDA KARNAVAL 2

Söylemiştim, saçlarıma bir şeyler takmayı seviyorum. Bu sene herkesin olduğu gibi benim de favorim taçlar. Hele şu insanın saçına yapışmış gibi duran tüylü taçları ilk gördüğümde çok sevmiştim ama almaya fırsat buluncaya kadar öyle çok gördüm ki heryerde, hevesim geçti. Ben de kendi taçlarımı kendim tasarlamayı tercih ettim.




Bir kere başlayınca ardı geliyor, çeşit çeşit taçlar çıktı ortaya, ihtiyacım olandan da çok... Taçlarımdan  bazılarını sizinle paylaşmak istedim.



Siyah deri üzerine boncuk,taş,tül, tüy... Allah ne verdiyse!


Saten ve taftadan kocaman güller, tomurcukları rugan deriden.


Mickey Mouse'un sevgilisi Minnie'nin tarzı, sevimli değil mi?


Satenden yapraklar ve boncuklar.

Herbirinin farklı bir havası oldu ama bana sorarsanız minik şapkalarım daha cici oldular. Bu arada minik şapkalarımla ilgili yorum yapan pek çok dostum, özellikle Özgül'üm, şapkalarımı taç olarak tasarlarsam daha kullanışlı olacağı görüşündeler. 


Haklılar ancak ben şapkalarımı broş olarak da kullanabilirim diye düşündüm. Arkasına bir iğne takıp bir ceketin göğsünde şık bir broş, hatta kumaş bir çantada aksesuar bile olabilirler bence. İstenildiği zaman bir çembere iliştirilip taç da olabilirler elbet. 


Yorumlarını benden esirgemeyen, yaptıklarımı üzerinde yazmaya değer bulan herkese teşekkürler... 

20 Nisan 2010 Salı

FARKLI BİR YAKA ÖRNEĞİ


Dikişle az da olsa ilgisi olan herkes Burda dergisinden haberdardır. Her ay  
aldığım Burda dergisi yardımıyla pek çok model sahibi olduğum gibi birçok fikir de ediniyorum. Geçtiğimiz aylarda Burda sayılardan birinde tül üzerine incilerle işlenmiş yaka örneğini gördüm. Büyük boyutlarda bir kolye de denebilir. Ben daha çok siyah ağırlıklı giyindiğim için ben siyah tül üzerine siyah, gri ve beyaz tonlarda boncuk, inci, taş ve payetlerle işledim. Az sayıda mor taşlar da ekleyerek biraz renk kattım. Tül üzerine üstelik siyah tül üzerine işlemek pek kolay olmadı. Tül üzerinde görünmesin diye hayalet ip kullandım ve bu ipliği tül gibi gözenekli bir kumaş üzerinde, devamlı düğümleyip keserek kullanmak oldukça oyaladı beni. Ama ortaya çıkan yaka (yada kolye, siz ne kabul ederseniz) gerçekten de şık oldu. Yakamı siyah düz bir elbisenin üzerinde kullandım ve mor tafta bir boleroyla kombinledim.

Bir ara zaman bulursam krem rengi bir yaka daha yapmak istiyorum. Sade bir kıyafeti renklendirmek isteyenlere de kolay gelsin.

16 Nisan 2010 Cuma

BONCUKLAR HERYERDE


Elimde değil, incik, boncuk çok seviyorum. Hayatımdaki herşey şıkır şıkır olsun mümkünse. Pembe lalelerim için pembe bir vazoya ihtiyacım olunca aklıma geldi bardaktan vazo yapmak. Zaman zaman coca-cola nın promosyon olarak verdiği silindir uzun bardağı, yüzeyine ipe dizilmiş boncuklar yapıştırarak kapladım. İçine yerleştirdiğim laleleri siyah tül, pembe kalpler ve kelebeklerle zenginleştirince çok hoş bir aksesuar oldu. Baktım boncukla kaplama güzel sonuç veriyor, bir ara bir akaryakıt firmasının dağıttığı ve sadece iki tane olduğu için kullanamadığım kadehlerimin de üzerine iki sıra boncuk yapıştırdım. Kadehlerin içine de tül ve boncuk koyarak peçetelik olarak kullandım. Klasik peçeteliklerden daha şık değil mi? Üstelik içinden konukların peçete alması da oldukça kolay.

15 Nisan 2010 Perşembe

DİLEK AĞACI

Bir İstanbul gezimiz sırasında pembe ve mor çiçek ve taşlarla süslenmiş dallar görmüştüm bir mağazada. Tam da benim evimin antresine göreydi. Almak isteyince sadece dekorasyon amaçlı olduğunu söyledilerse de benim ısrarlarıma dayanamadılar ve ben yaklaşık birbuçuk metre boyundaki dalları sırtlayıp uçakla evime kadar getirdim ve tam da hayal ettiğim köşeye yerleştirdim, hala da zevkle kullanıyorum. Dalları yakından izleyince farkettimki aslında yapımı gayet basitti. Bir süre sonra canım annem yeni bir eve taşınınca onun için kendi ellerimle bu dallardan yapmaya karar verdim. Çiçekçiden aldığım ham ağaç dallarını gümüş gri spreyle boyayıp, dalların üzerine mor, beyaz, pembe taşlar ve çiçekler, gümüş gri toplar, minik kelebekler ve yılbaşı çanları yerleştirdim.



Sonuçta ortaya yukarıda gördüğünüz aranjman çıktı. Görüntüsü bana dallarına dilekler bağlanan  bir ağacı hatırlattığı için adı dilek ağacı oldu.

Daha sonra bir dilek ağacı da kızımın odası için hazırladım ve bu sefer dalları fıstık yeşile boyayıp, üzerine pembe çiçekler, inciler, pembe ve yeşil tonlarında aldığım pek çok tokayı bağladım. Kurbağalar, kelebekler, kediler pekçok çeşit tokalar öyle şık durduki dallarda ... Kızımın odası için çok hoş bir aksesuar oldu.



Sizce de çok şirin görünmüyor mu?

12 Nisan 2010 Pazartesi

SAÇLARDA KARNAVAL




Kızıma orjinal bir toka ararken gözüme çarptı; çok şık minicik şapkalar. Tüylü, dantelli, taşlı minik şapkalar birer tokaydı. Mağazadaki tokaların hepsi aynı malzemelerle yapılmıştı, sadece üç farklı rengi vardı. O an aklıma şapkaların çok farklı şekillerde süslenebileceği geldi ve bir dolu resim canlandı gözümün önünde. Tabi hemen kendi şapkalarımı yapmaya koyuldum.
İlk iş şapka olabilecek bir daire ve üzerine konacak daha küçük bir yuvarlak bulmaktı. Üstteki yuvarlağı hemen buldum:pet şişe kapağı. Alttaki daireyi bulmaksa pek de kolay olmadı. Kırılmamalı, ezilmemeli, kıvrılmamalı, katlanmamalı, pürüzsüz ve kusursuz bir daire olmalı. Bulabildiğim en iyi fikir kavanoz kapağıydı, o da tam olarak içime sinmedi ama şimdilik başka bir alternatif bulamadım.
Kapakları elastik yani lycralı kumaşla kaplayıp yapıştırdım ve üzerlerini içimden geldiği gibi süsledim.
Kimisi kokoş oldu, kimisi çılgın...
Aslında bu şapkaların altına bir iğne iliştirilirse broş olarak da kullanılabilirler yada bir çembere iliştirilip te taç olarak da kullanılabilirler.
Sanırım farkettiniz, saçlarıma birşeyler takmayı seviyorum:)