giyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2011 Perşembe

KARŞINIZDA BALERİN KIZIM


Bebekliğinden itibaren müziğe özellikle de dansa karşı özel bir ilgisi var kızımın. Henüz altı aylıkken bile bir melodi duyunca ellerini havaya kaldırıp sallanmaya başlardı.

Dansa olan ilgimiz son zamanlarda, 'Yok Böyle Dans' yarışmasının da katkısıyla tavan yapmış durumda. Fena da dans etmiyor hani. Kendine özgü figürleriyle, her türlü müziğe uyum sağlayıp dans ediyor. 

Dans ederken olmazsa olmazımız da bol etekler ve elbiseler. Dans ederken eteklerinin uçuşması çok hoşuna gidiyor.


Gelecek pazartesi kızımın 3. doğum günü. Doğum günü hediyesi olarak bir balerin kıyafeti dikmek istedim. Kıyafetimizin daha pek çok detayı var ama onları tamamlamayı bekleyemedi benim cadı kızım.

O kadar çok sevdiki kıyafeti bütün gün üzerinden çıkarmadı. Yatağa giderken dil dökerek, zorla çıkardım cicilerini. Yarın sabah uyanır uyanmaz giyilmek üzere odasında bekliyor, balerin kostümümüz. 


Doğum günü kutlamamızda kıyafetimizi diğer detayları tamamlanmış olarak sizlerle tekrar paylaşmak üzere hoşçakalın.


12 Ocak 2011 Çarşamba

SİYAH VE BEYAZ


Bu hafta sonu İnşallah kursumun son haftasına katılmak üzere Ankara'ya gidiyorum. Şubatın 5'indeki sınavıma kadar tam zamanlı ders çalışıyor olacağım.

Bu sebeple bütün uğraşlarımı rafa kaldırdım. Sınavı atlatana kadar, bu gördüğünüz yelek elimden çıkan son parça.


Daha önce diktiğim geniş yakalı beyaz bir gömleği tamamlaması için diktim bu yeleği ancak gömlek yeleğin yakasını kapattığı için bu şekilde görüntülemeyi tercih ettim.


Yakası için epey bir emek verdim. Ancak gayet şık ve farklı oldu.

4 Ocak 2011 Salı

BEMBEYAZ


Ceketlerimin içine giymek için beyaz bir bluz diktim. Ama biraz fazla sade oldu. İlle herşeye bir şıkırtı katmadan rahat edemediğim için,  o haliyle içime sinmedi. 

Bembeyaz görüntüsünü bozmamak için sadece beyaz renkli aksesuarlarla süsledim.

Belki şu haliyle kendini çok belli etmese de koyu renk bir ceketin içinde gayet şık görünüyor.

Bu kadar bembeyaz bir yazıyı da çok sevdiğim bu şiiri yazmadan bitiremedim:

JÜRİ
'Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
 Birinciliği beyaz verdiler. '
                                                                                                                  Özdemir Asaf

24 Aralık 2010 Cuma

O BİR KÜÇÜK HANIMEFENDİ


Yazılarım da sık sık bahsediyorum, hep bir kızım olsun istedim, cicili bicili giydirebileciğim, süsleyebileceğim, saçlarını yapabileceğim şeker bir kızım olsun istedim. 

Şükürler olsun Yüce Rabbime istediğim gibi bir kız evlat verdi bana. 


O tam bir küçük hanımefendi. Her kız çocuğu süse püse meraklıdır ama benim kızım sanki süslenmek, giyinip, kuşanmak için doğmuş.

Yukarıda gördüğünüz kıyafeti Kurban Bayramı için dikmiştim kızıma. Ancak sadece bayramın ilk günü aile ziyaretleri yaptığımız ve ikinci gün seyahate çıktığımız için sadece bir kez giyebildi. O gün de bayram telaşından  detaylı fotoğraflar çekemedik.


Dayımızın doğumgünü vesilesiyle kızım cici kıyafetini giyebildi. Biz de rahatça hanımefendiyi fotoğraflayabildik. 


Kıyafet çok detaylı gibi görünse de kafamda tasarladıktan sonra üç saat gibi kısa bir sürede diktim. Etek için tafta ve tül, bluz için penye ve tül kullandım. Bluzun göğsündeki bebek broş belki dikkatinizi çekmiştir. 

Bu broşu kendime diktiğim bir tunik için tasarlamıştım, sizinle de 'Kokoş Hanım' başlıklı yazımda paylaşmıştım. Kızımın yoğun ilgisi sebebiyle ancak bir kaç defa kullanabildiğim broşumu bu kıyafete ekledim. 

17 Aralık 2010 Cuma

BİR KAÇ UFAK DOKUNUŞ...

Daha ilk yazımda sizinle paylaşmıştım, benim için dış görüntü önemlidir, hem de çok önemli. Kendim için özen gösterdiğim kadar çocuklarım, özellikle de eşim için de özen gösteririm.

Eşim giyim konusunda oldukça zevklidir ve pek çok erkeğin aksine alışveriş yapmayı çok sever. Evlendiğimiz günden itibaren birlikte alışveriş yapmak en büyük zevkimiz haline geldi. 

Her sabah çorabından kemerine kadar kıyafetini hazırlar, ütülü olduğu halde mutlaka gömleğini bir kez daha ütülerim. Canım sevgilim de hiç itirazsız giyer hazırladıklarımı. 

Ancak zamanla benim tembel sevgilim öyle bir alıştı ki bu hazır kıyafetlere, markete bile giderken bensiz giyinemez oldu. Arada sırada onu zorlamak için bugün çok yorgunum, kendin giyin demeye başladım. Çok zevkli olarak bildiğim kocacığım ortaya öyle korkunç kombinasyonlar çıkardı ki. Zamanla zevkini mi kaybetti yoksa blöfümü mü gördü bilemiyorum. Böylece ben de sorumluluğumu kabul edip devam ettirmeye karar verdim.

Zaten benim için iş değil, keyif onu giydirmek. 

Renk renk, desen desen  kravatlar, farklı kombinasyonlar, kol düğmeleri, ... 

Zaman zaman çok iddialı seçimler yaptığımda daha da eğlencelidir bu iş benim için. Canım benim emin misin diye sorar, ama yine de kabul eder giymeyi. Her konuda olduğu gibi bu konuda da özgüvenine hayranımdır canım sevgilimin.

En son Kurban bayramı tatilimizde pembe mayosu ve tişörtüyle kumsalda arzı endam edince, uzun süre arkadaşlarının dilinden düşmedi. Ama hiç rahatsız olmadı canım  benim, minik kelebeğim benim için seçip, almış diyerek giymekten vazgeçmedi.

Konuya ufak bir giriş yapayım derken, söz eşimden açılınca her zamanki gibi lafı biraz uzattım. Kusura bakmayın.

Asıl amacım sizinle eşimin yenilediğim blazerını paylaşmaktı.


Bir süre önce kışlıkları çıkarırken buldum bu ceketi. Yıllar önce parlak kırmızı astarına vurularak almıştım. Sanırım en azından iki yıldır dolapta unutulmuştu.

Elime alınca iyi bir temizliğin ardında bir kaç dokunuşla yenilemeye karar verdim. Son zamanlarda özellikle erkek giyiminde moda olan armalardan aldım. Ceketin göğsüne diktim.


Önceden metal detaylı olan düğmeleri tamamen metal olan gümüş rengi düğmelerle değiştirdim. 

Ortaya bambaşka bir ceket çıktı.

Böylece yenilenmiş ve trende uymuş oldu.

Sizlere de fikir verebilir düşüncesiyle paylaşmak istedim. 

8 Aralık 2010 Çarşamba

YÜKSELEN TREND DANTEL


Sitem dolu son yazımdan sonra ilk teselli yine asoshumdan geldi. Sağolsun minihobi, uğurböceği ve behnur da geçmiş olsun dilekleriyle beni yalnız bırakmadılar. Hepinize çok teşekkürler. Sesimi duyan birileri olduğunu bilmek çok güzel.

Fotoğraf makinesi sorunumu henüz çözebildiğim için, bir süre önce diktiğim dantelli bluzumu ancak paylaşabiliyorum sizinle.

Biliyorsunuz bu sene kumaşın içine iliştirilmiş dantel süslemeler çok moda.

Ben de geniş bir U yakası olan siyah bluzumun yakasına beyaz dantel geçirdim.


Evde beyaz dantel bulunduğu için beyaz kullandım ama sanırım siyah veya gri kullansam daha şık olabilirdi.

Danteli makasla desenine göre şekil vererek kestim ve sık el dikişleriyle kumaşa tutturdum. Yakayı da siyah kumaşla temizledim.

Aklımda dantel kullanarak yapılacak bir kaç model daha var ama nasıl fırsat bulurum, ne zaman dikebilirim bilemiyorum.

15 Kasım 2010 Pazartesi

KIZIMIN YENİ TİŞÖRTÜ

Özgül Teyzesi  İzmir'den kızıma çok şık ciciler göndermişti.


Yukarıda gördüğünüz tulum bu cicilerden biri. Benim cadı kızım, yaşına göre daha uzun boylu olduğu için maalesef küçük geldi. Bacaklarımızı bir türlü sığdıramadık içine. Ancak sanırım üzerindeki gözlüklü hanımefendiden dolayı kızım çok sevdi bu tulumu. 

Ben de ayak kısmını kesip tulumu tişörte çevirdim. 


Böylece dolapta beklemekten kurtulup, kızımın giyebileceği bir tişört haline geldi. Elbette sadece kesmekle yetinmedim. Hazır elim değmişken bir iki ekleme yaptım.


Tekrar teşekkürler Özgül Teyzemiz.Seni kocaman öpüyoruz.

12 Kasım 2010 Cuma

LİLA VE MOR


Sizlerle Marine Kombinim başlıklı yazımda askeri detaylar eklediğim lacivert ceketimi paylaşmış ve ceketleri başkalaştırmak üzere aklımda başka fikirler de olduğundan bahsetmiştim.

Gördüğünüz mor ceketim bu fikirlerden biri. 


Bu ceket süslemesinin orijinalini ve ayrıntılarını burada bulabilirsiniz.

Ceketle aynı tonda saten şeritler yapmak yerine, ben hazır kurdele kullanmayı tercih ettim, çok daha pratik oldu.

Ceketle aynı tonda veya daha kalın bir kurdele kullanabilirdim. Ben mor ve lilayı kombinlemeyi tercih ettim. Daha ince kurdele seçtiğim için, ceketin kollarına da aynı süslemeyi kullanmakta bir sakınca görmedim.

Bu aralar zamanımın büyük kısmını işte ve kursta geçirdiğim düşünülürse benim için çok kullanışlı bir ceket oldu.

Siz de bu süslemeyi eski bir cekete uygulayıp, yepyeni bir ceket elde edebilirsiniz.

Ne dersiniz?

Beğendiniz mi?

1 Kasım 2010 Pazartesi

MARİNE KOMBİNİM


Uzun bir aranın ardından geçen hafta kumaşçıma gidip yeni cicilerim için kumaş alışverişi yaptığımdan bahsetmiştim. Modelleri belirleyip kumaşları da biçtim, hatta teğelleyip hazırladım ancak dikiş makinem annemlerin bağ evinde kaldığı için bir türlü dikemedim.

Nihayet geçen hafta sonu dikiş makineme kavuştum ve bir telaşla dikiş dikmeye başladım.

Yukarıda gördüğünüz ceket ve pantolon ilk iki parça. 

Her zaman olduğu gibi önce ayakkabıları çok beğenip aldım. Ancak sonra farkettim ki benim pek çok kırmızı kıyafetim olmasına rağmen pek fazla beyaz ve lacivert kıyafetim yokmuş. 

Anlayacağınız bu lacivert ceket bu ayakkabıların hatırına tasarlandı.

Geçen seneden beri süre gelen ve bu yıl hatta gelecek yıl da devam edeceği öngörülen askeri trende uygun bir şeyler dikmek istiyordum zaten.


Ceketin üzerindeki ilikleri grogren kurdele ile yaptım. Gümüş gri metal düğmeleri almaya henüz fırsatım olmadığından düğmesiz halini görüyorsunuz.

Siz de dikmeseniz bile hazır alacağınız bir hırkanın üzerine kurdele veya kordonla askeri detaylar yapıp, bambaşka bir kıyafet elde edebilirsiniz.

Hırkaların başkalaştırmak üzere aklımda bir kaç tasarım daha var. Umarım yakın zaman da onları sizinle paylaşbilirim.

Şimdilik bu kadar.

Sevgiyle kalın !

19 Ekim 2010 Salı

YENİ CİCİLERİM


Bir şeyler dikmeyeli, incik boncukla uğraşmayalı o kadar uzun zaman oldu ki, özlemişim iğneyi ipliği.

Ankara'ya giderken annem takılmıştı bana, dikiş makineni de götür istersen, özlersin diye. Sadece şaka yapmıştı ama ben gerçekten özlemişim makinemi.

Geçtiğimiz hafta çamaşır, ütü, ev işi derken koşturmacayla geçti, ancak yerleşebildik evimize. Nihayet bugün zaman bulup kumaşçıma gittim aylar sonra. 

Kumaş kokusunu bile özlemişim, trikolar, yünlüler, krepler, satenler....

Şimdilik bir kaç parçayla yetindim. 

Aklımda bir dolu model var.

Umarım yakın bir zamanda dikilmiş hallerini de paylaşırım sizlerle.

Görüşmek üzere....

24 Eylül 2010 Cuma

BUNLAR DA PEMBE FIRFIRLAR


Bunlar da pembe fırfırlarım. Uzun yarasa kollu V yaka bluzumun göğsüne fırfırlarla değişik boyutlarda çiçekler işledim.

Penya kumaştan ince uzun şeritler kesip, ortasından iri dikiş çekip, fırfır olacak şekilde büzdüm sadece.

Fırfırları irili ufaklı daireler halinde bluzumun yakasına diktim.



Farklı bir hava verdiler pembiş bluzuma. Sanırım bu sonbahar favori kıyafetim olacak. 

Biliyorsunuz sadece pembe olması bile benim için yeterli. Ama bir de fırfırlarıyla daha bir güzel oldu. Sizce?

21 Eylül 2010 Salı

YEŞİL FIRFIRLAR


Uzun zamandır yeni bir şeyler yapıp paylaşamıyorum sizinle. En azından bir kaç hafta daha bir şeyler tasarlamam zor görünüyor. Bu zaman geçene kadar sizlerle elimde olanları paylaşacağım.

Ramazan ayının son günlerinde dikiş makinemden bir süre ayrı kalacağım için telaşlanıp, alelacele bir kaç şey dikmiştim. Bu yeşil tişört onlardan biri.

Sade, basit bir tişört, ancak omuzlarına yerleştirdiğim minik fırfırlar oldukça farklı bir hava kattı.

Tişörtümü daha önce bahsettiğim sarı pantolonumla, yeşil ayakkabılarım ve sarı çantamla kombinlemiştim. Ancak şu an yanımda sadece tişört olduğu için bütün kombini paylaşamıyorum maalesef.

Yazın son günlerini yaşadığımız şu günlerde yazdan kalma tişörtümü beğenirsiniz umarım.

Herkese sevgiler...

Kayseri'deki şekerlerim hepinizi çok özledim, öpüldünüz.

13 Ağustos 2010 Cuma

HÜZÜNLÜ GRİNİN HAVAİ PEMBEYE AŞKI


Pembeye olan tutkulu aşkımdan defalarca kez söz etmiştim. Evimin oturma odası pembe ve yeşil, antresi pembe ve mor ve salonum pembe ve krem...Sanırım bu kadarı bile pembe aşkımın boyutlarını anlatmaya yeter.

Tabi kıyafetlerimin de çoğu pembe ağırlıklı idi ta ki annem ve arkadaşlarımdan sonra eşim de artık pembe dışında renkler de kullansan mı acaba diyerek nazikçe beni uyarana dek.

Bu uyarıyla öyle bir renk arayışına girdim ki, ortaya rengarenk kıyafetler çıktı.

Ancak bu sefer de pembeyi ihmal ettiğimi farkettim. En son Betty Boop tişörtüm pembeymiş.

Aceleten pembe kumaş arayışına girip kendime pembe ve griyle bir kombin tasarladım.

Pembe bence her renkle kullanılabilir ancak her ton pembenin her ton griyle inanılmaz bir uyumu var. İşin içine bir de gümüş gri girince bence çok şık bir kombinasyon ortaya çıkıyor.



Gömlek için oldukça emek harcadım. Bu volanlı gömleklere belki siz de rastlamışsınızdır. Gömlek patı boyunca uzayan volan göğüste bir güle dönüşüyor. Bence harika bir tasarım.




Ben bu tasarıma farklı bir yorum katıp volanı pembe ve gümüş gri olarak iki renkli yaptım.



Kollara da ayrıca dikkat. 



Tabiki her kombin de olduğu gibi en önemli parça olan ayakkabılarıma da ayrıca dikkatinizi çekerim.

Evet aylar sonra yepyeni bir pembe kıyafetim oldu, çok mutluyum.

Herkese mutlu haftasonları...

12 Ağustos 2010 Perşembe

KARŞINIZDA MOR KOMBİNİM


En yeni takıntım renkli pantolonlardan size bahsetmiş, turkuaz kombinimi de sizinle paylaşmıştım.

Yeni pantolonum mor.

Aslında aklımdaki çok farklı bir renkle kombinlemekti, mesela pembe, sarı, kırmızı yada yeşil.

Ancak pantolonu dikince renk bana çok parlak geldi ve başka bir iddialı renk kullanmaya cesaret edemedim.


Pantolonumla kullanabileceğim birşey ararken farkettim ki ben mor tonlarında amma çok kıyafet dikmişim.


İşte bunlardan birkaçı. Bana sorarsanız ilk fotoğraftaki kombin en şık oldu.

Sizce?

5 Ağustos 2010 Perşembe

TURKUAZ KOMBİNİM


Nerede ne zaman gördüm de aklıma takıldı bilmiyorum ama uzun süredir turkuaz bir pantolon dikmek istiyordum.
Ama ne yazık ki bir türlü turkuaz renkte pantolonluk kumaş bulamıyordum.

Geçenlerde renk renk pantolonluk kumaşlar buldum. Tabi hemen önce turkuaz sonra da bir kaç farklı renginden aldım. 

Turkuaz pantolonumu, kumaşı eve getirir getirmez diktim.


Üzerine kombinlediğim siyah bluz ise yine Burda dergisinden aldığım bir model.

Modeli aslında asimetrik tek omuz ancak diğer omuza da büzgülü bir parça koyarak hem rahat kullanım hem de orjinallik sağlamışlar. Bu yaz için en favori modelim diyebilirim. Bu modeli kullanarak tasarlanacak bir kaç kıyafet daha var aklımda.



Ayakkabılar ve kolye 'Jeunne&Belle'in indiriminden.


Renkli pantolonlarımı dikmeye devam edeceğim.

Sırada mor ve sarı var. 

Üstelik üst kombinleri için de zıt renkler kullanmayı düşünüyorum.

Herkese serin günler dileğiyle....

7 Temmuz 2010 Çarşamba

KELEBEK AŞKINA


Daha önce ayakkabı sevdamdan ve genelde önce ayakkabı alıp, daha doğrusu aşık olduğum ayakkabıyı alıp, o ayakkabıya uygun kıyafet tasarlamaya çalıştığımdan bahsetmiştim.


Aynı şeyi bu yukarıda gördüğünüz kolye için de yaşadım. Bu kolyeyi belki siz de MANGO mağazalarında görmüşsünüzdür. Ben gördüğüm an aşık oldum. Rengarenk, gösterişli, üstelik  kelebekli...

Bu kolyeyi kullanmak için sarı bir gömlek canlandırdım gözümde.

İşte sarı gömleğim ve kolyem. 



Yalnız henüz karar veremediğim bir şey var ki o da bu gömlek ne renk ayakkabıyla giyilir?

Sarı, çok fazla sarı olur.

Kırmızı, mavi, yeşil, beyaz  veya krem .....

Sizce ?

6 Temmuz 2010 Salı

BİR ZAMANLAR TUNİKTİ.....


Hamileyken almıştım bu tuniği ZARA'dan. Aslında hamile koleksiyonundan değil normal koleksiyondan bir parçaydı ama göğüs altından büzgülü olduğu için hamileyken giymek için ideal bir kıyafetti.

Doğumdan sonra kullanamadım tuniğimi. Çünkü tayt üzerine giyince hala hamile gibi görünüyordum. Malum doğum kilolarımdan hala kurtulamadım.

Kumaş alırken kırmızı ekoseli kumaşı görünce, aklıma tuniğimi bu ekoseli kumaşı kullanarak elbiseye çevirmek geldi.

Ne yazık ki tuniğin ilk halinin fotoğrafını çekmemişim.

Bence yeni hali daha şık ve kullanışlı oldu.

Sıkıldığınız elbiseleri, tunikleri, tişörtleri ve hatta hırkaları benim ekoseli kumaşım gibi renkli kumaşlarla süsleyip, yepyeni bir kıyafet elde edebilirsiniz.

2 Temmuz 2010 Cuma

KOKOŞ HANIM



Mürdümle mor arası tuniğimi biraz olsun renklendirmek için önce bir kolye yapmak istedim. Ancak tuniğimin kumaşı metale karşı fazlasıyla duyarlı, böylece kolyeden vazgeçtim. 

Daha önce yaptıklarımdan farklı bir broş yapmaya karar verdim. 


Danteldi, boncuktu, deriydi, tüydü derken ortaya bu kokoş hanım çıktı.



















Sadece sırtında büzgü detayı olan tuniğimin aksine fazlasıyla iddialı broşum zıtlıklarıyla güzel bir kombin oluşturdu.

 

Bu da tuniğim ve ayakkabılarım. Beni yakından tanıyan bütün arkadaşlarım bilir, ben bir ayakkabı delisiyim. Her gün bir çift ayakkabı alsam, bıkmam ayakkabılardan. Herşeyden fedakarlık ederim ama ayakkabılarımdan vazgeçemem.Öyle marka takıntım da yoktur. Yeter ki  beni kendine aşık edecek bir detayı olsun. Bazen rengine, bazen topuğuna, bazen ufacık bir aksesuarına vurulur, nerede nasıl giyeceğim diye düşünmeden ayakkabı alırım. Sonra da ayakkabıya kıyafet uydurmaya çalışırım. Bu bahaneyle ayakkabılarımı da sizinle paylaşayım istedim.



Bu arada Özgül'üm tuniğin kumaşı sana tanıdık geldi mi?


Not. Bu arada bu kokoş hanımın adı minik serçe olarak değiştirildi. 10 marifetteki arkadaşlar Sezen Aksu ya benzettiler kendisini. Gerçekten de benziyor değil mi?

24 Haziran 2010 Perşembe

İŞTE ELBİSE


'Baştan Ayağa Mor' başlıklı yazımda sizinle mor saç çiçeğini paylaşmıştım. O çiçek işte bu elbiseyi tamamlaması için yapıldı.
Ben saten kumaşları özellikle de iri desenleri çok seviyorum. Ancak çok iri bir desenle yapılmış bir elbise fazlasıyla gözü yoruyor ve daha da önemlisi insanı olduğundan kilolu gösteriyor. Ben de çok beğendiğim büyük desenli bir saten kumaşı arkasını düz siyah saten kullanarak kolları, yakası ve eteğine de kumaşın içindeki başka bir renk satenle geniş bantlar geçerek dikmiştim. Böylece hem desenli saten kullandım hem de gözü yoran ve kilolu gösteren etkisini azaltmıştım.

Benim elbisemde siyah, beyaz ve mavi hakimdi. Elbisenin arkası siyah diğer detayları maviydi.

Yukarıda gördüğünüz de Özgül'ümün kıyafeti. Ön kısmı desenli, arkası ise düz siyah.Detaylar mor.

Özgül'cüğüm şu an Marmaris kıyılarında keyif yapmakta olduğundan henüz elbisesini göremeyecek ama biter bitmez ben sizinle paylaşmak istedim.



Bu  arada  hergün olmasa da arada bir birşeyler yazıp, varlığınızı hissettirmeniz beni çok mutlu eder.
Herkese keyifli günler...

22 Haziran 2010 Salı

KIRMIZI ve LACİVERT ve BEYAZ


Başınız sıkışsa aileniz dışında tereddütsüz arayabileceğiniz kaç kişi var? Öyle sadece önemli mevzular için değil, saçma sapan bir sebeple bile olsa nazınızı çekecek, ayıp mı olur, kırılır mı demeden içinizden geldiği gibi davrandığınız, yanında bütün maskelerinizi çıkardığınız, en zayıf tarafınızı sakınmadığınız biri var mı?

Benim hayatımda böyle biri var. Canımı hatta canımdan kıymetli evlatlarımı bile güvenebileceğim, her türlü derdimi paylaşabileceğim bir şeker dostum var benim.

Sıkıntısını kendi derdim gibi bilip sıkıntı ettiğim, kendi adıma diliyormuş gibi onun için de umutlar biriktirdiğim, dualarımdan eksik etmediğim bir can arkadaşım; Asuman.

Benim pembeye olan sevdam gibi onun da kırmızı, lacivert ve beyaz beraberliğine tutkulu bir beğenisi var. Mavi ve beyaz gömleklerim için bir broş yapmak istedim ve ortaya yukarıda gördüğünüz broş çıktı. 

Bu broşun da bana Asu'cuğumu hatırlatmaması imkansızdı. Broşu kendim kullanmaya kıyamadım, bu Asuman'ın olmalı diye düşündüm ve kendime yeni bir broş tasarladım. Kendi broşumu 'Huzurun Rengi Mavi' başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

Bugüne kadar beklememin sebebine gelince bugün Asuman'cığımın doğumgünü. Broş vasıtasıyla burdan canım arkadaşımın doğumgününü de kutlamak istedim. Çok küçük bir hediye ama kabul ederse broş da doğumgünü hediyesi olsun istedim.

İyi ki doğdun, iyi ki varsın canım arkadaşım.

Eşinle, oğlunla daha nice yıllar sağlıklı ve huzurlu yaşa.