şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2011 Salı

BEMBEYAZ


Ceketlerimin içine giymek için beyaz bir bluz diktim. Ama biraz fazla sade oldu. İlle herşeye bir şıkırtı katmadan rahat edemediğim için,  o haliyle içime sinmedi. 

Bembeyaz görüntüsünü bozmamak için sadece beyaz renkli aksesuarlarla süsledim.

Belki şu haliyle kendini çok belli etmese de koyu renk bir ceketin içinde gayet şık görünüyor.

Bu kadar bembeyaz bir yazıyı da çok sevdiğim bu şiiri yazmadan bitiremedim:

JÜRİ
'Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu,
 Birinciliği beyaz verdiler. '
                                                                                                                  Özdemir Asaf

14 Haziran 2010 Pazartesi

BUGÜN BENİM DOĞUM GÜNÜM !

14 Haziran ....

Bugün benim doğumgünüm ...

Bugün 34 ü bitirip, 35 yaşıma giriyorum.

Yaşlanmakla bir sorunum yok ama yine de otuzlu yaşların ilk yarısını bitiriyor üzere olmak, 40 lara doğru yol aldığını bilmek biraz tedirgin ediyor insanı.

Oysa çok iyi biliyorum ki insan yaş aldıkça yaşlanmaz....

Yüzdeki çizgiler yada saçlardaki aklar değildir yaşlanmak. 20 sinde yaşlıdır kimisi, kimisi de 80 nine de gelse genç kalır.

Yeter ki yaş aldıkça, içinizdeki yaşama sevinci, sevebilme yetisini, hayatın en küçük parçasından bile keyif alma becerinizi, geleceğe olan inancınızı ve umudunuzu eksiltmeyin.

'Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından' (1)

Ben şimdiye kadar hep elimden gelenin en büyüğüyle yaşadım hayatı. Her anımın hakkını vermeye çalıştım. İsteklerim için sonuna kadar savaştım, başarısızlıklarıma takılıp kalmadım. Her noktadan yeniden başlanabileceğine hep inandım.

Bu hayatta her ne sıfat aldımsa, en iyisi olmak için elimden geleni yaptım.

Belki elimden gelen, bir çok insan için vasattı, belki pek çok zaman yetersiz kaldım. Ama hep yeterince emek verdiğimi bilmenin iç huzuruyla yaşadım.

Hayat kocaman bir 'puzzle'ı tamamlamak gibi gelir bana. Ömür boyu parçaları toplar insan, sonuçta ortaya çıkan resimde boşluklar yaşayamadıklarımızdır.

Farkına vararak, fark yaratarak, iyi kötü yaşanmış herşeyi kendine katarak, boşluk bırakmadan yaşamakla yaşlanmaz insan ancak yaş alır.

İyi ki doğmuşum !

Bugün ben doğumgünü çocuğuyum, kimse ilişmesin lütfen keyfime.

Bir gün için de olsa rafa kaldırdım koşuşturmacayı, hayat telaşını, sıkıntıları, kaygıları....

Bugün benim günüm.

Sahip olduğum herkes ve herşey için sonsuz şükürler olsun !



(1) Nazım Hikmet'in 'YAŞAMA DAİR' isimli şiirinden alınmıştır.

Doğumgünüm vesilesiyle sizinle çok sevdiğim bir şiiri de paylaşmak istedim. Ne yazık ki şiirin sahibi kim bilmiyorum. Bilen varsa lütfen beni de bilgilendirsin.


ANLAR
Eger,yenıden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz,sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadıgım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doguşu izler,
Daha çok dağa tırmanır,daha çok nehirde yüzerdim.
Görmedigim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan
insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eger, yalnız mutlu anlarım
olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eger, hiçbir şey taşımazdım.
Eger yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder,güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım,bir şansım olsaydı eger.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...

ÖLÜYORUM....

31 Mayıs 2010 Pazartesi

O ŞEHİR

Yıllardır kopamadığım,
vazgeçemeyecek kadar benden olan,
sade bir şehirdir.

Yollarında yürürken,
en az yol kenarındaki bir ağaç kadar tanışık olduğum,
havasını, suyunu, belki gürültüsünü bile sevdiğim bir şehir.

İlk gençliğimi verdim ben bu şehre,
sancılarımı, korkularımı, çocukluğumu verdim.

İsyankar tarafım ilk kez bu şehirde çıktı su yüzüne,
en derinde gizlenmiş zaaflarımı bu şehir buldu.

Ah bu şehir.....

Umutlarım, hayallerim, hırslarım....

Boğucu bir ayrılık sabahında başlayan o uzak soğukluğuyla,
zamanla yörüngesine hapsolduğum bu sıcacık şehir.

İstersen ağlarsın bu şehirde, istersen gülersin,
canın mı sıkılıyor, al dibine kadar sıkıl,
mutlumusun, çal oyna, şehrin de sana eşlik eder.

Çünkü özgürsündür bu şehirde,
yalnız ve özgür.....

Hayatımın en güzel dört yılını yaşadığım ve yıllardır kopamadığım Ankara'ma,
hala kendimi evimde gibi hissettiğim O.D.T.Ü.'ye ithaf edilmiştir.

Başta Özgül'üm ve Fatoş'um olmak üzere O.D.T.Ü.'yü ve Ankara'yı benimle yaşayan herkese selam.

6 Mayıs 2010 Perşembe

OKYANUS GÖZLÜME

Pusulamdır okyanus yeşili gözleri!
Tek bakışıyla el pençe divan eder önünde,
yine tek bir bakışı defeder gönlümdeki katmer katmer dertleri.
Bütün bir dünya üstüme de yürüse,
hep çıkmaz sokağa da düşse yollarım,
bilirim ki beni tutar gözleri.
İnceden titrese de güzel sesi,
narin bedeninden koca yüreğini çıkarıp sarıp sarmalar beni.
O kocaman yüreğine neleri sığdırmadıki ;
ne ahlar, ne vahlar, ne kahırları içine akıtıp ta,
yine de yaratılmış herşeyi karşılıksız sevmeye gücü yetti.
Heyecanımın yankısı, sevincimin coşkusu,
insan telaşlarımın kuytusu,
en siyah gecemin sabahıdır onun okyanus yeşili gözleri!
Dünyanın neresine gitsem gönlümde taşırım ben onu,
onsuz içime sinmez ne yediğim, ne gördüğüm, ne keyfettiğim.
Hayallerimin başrol oyuncusudur o.
Başımın tacı, yüreğimin ilacı, geleceğe umudum, geçmişe güvencim,
yaşam savaşımda komutanım, yanlışlarımın öğretmeni, doğrularımın değeridir.
Gücüm yetmediğinde gücüm, sesim çıkmadığında sesim,
aklım ermediğinde aklım, hayat pusulam,
canım, kanım, özüm
dert ortağım, arkadaşım, can yoldaşım
A N N E M  dir o.

Her anne evladı için çok özel,
ama benim annem hem özel hem güzel.
Üstelik sadece benim annem olarak değil,
insan, evlat, kadın, eş, annaanne, dost, sırdaş, arkadaş,...
aklınıza gelebilecek her türlü sıfatıyla hem özel, hem güzel.

Canım Annem Seni Çoooook Seviyorum!

Başta benim annem olmak üzere bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.

21 Nisan 2010 Çarşamba

HAYATI DİBİNE KADAR YAŞAMAK

Hepimiz birer fidandık önce,
kara toprağın koynunda birer can!
Hepimizin özü de topraktı,
suyumuzu, ekmeğimizi dahası canımızı
topraktan aldık.
Büyüdük zamanla, toprağa kök saldık,
kucak açtık hayata, yanımıza başkalarını kattık.
Sevdik, sevildik, yeni canlara sarıldık.
Özde değil  sözde büyüdük, büyüdük,
ve en acısı;
olduğumuzdan da büyük sandık kendimizi,
toprağımıza sığmadık.
Öyle bir hızlanmıştı ki dünyamız,
daha bugün bile olmadan
yarınlara daldık...
Aldattık, aldandık!
Devamlı kaydı toprak ellerimizden,
Biz boşvermişliğimizle yol aldık.
Zamanla vazgeçtik pek çok şeyden,
en değerli parçalarımızı yol üstünde bıraktık...
Kanadık, parçalandık,
yine de yolumuzdan olmadık.
Sonra bir de baktık,
yol bitmiş, gidilecek bir yer yok,
hatta ardımızda gelinmiş bir yol bile kalmamış!
Ve çaresizce kabullendik hayatın anlamsızlığını.
Koca bir çınara dönüşmüşken artık,
nihayet hayatın önemini anladık.
Ama çok geç, hem de çok geç kaldık...
Nice çınarlar anlamsızca gözümüzün önünde yokolmuşken,
biz güzellikleri koynuna alan, 
ulu, yıkılmaz bir çınar olabilmenin sırrını anlayamadık!
Herşeyin özü sevgiydi,
biz yalnız geldiğimiz dünyadan,
yapayalnız, hiç yaşamamış gibi
ardımızda iz bırakmadan ayrıldık....


Sakın ola koşturarak, düşe kalka yaşarken hayatınızı ıskalamayın, 
hayatınızın anlamını bilerek, bularak,
hayatın dibine vurarak,
sevdiklerinizi sevginize boğarak,
satılmadan, satın almadan,
parayı, mevkiyi, ünü başüstüne koyup alçalmadan,
ayaklarınızın altına alıp yücelerek  
insan gibi yaşayın
herkese iyi ki doğmuş, iyi ki yaşamış dedirtecek şekilde yaşayın
durmayın, oyalanmayın
iliklerinizde hissederek her anı
doya doya yaşayın....

Yaşamak işini becerebilen sevgili dostum Fulya'cığıma ithaf edilmiştir.
Dostum doğumgünün kutlu olsun....