anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2010 Cumartesi

İYİ Kİ DOĞDUN CANIM OĞLUM !


Henüz nişanlıyken eşimle çocuk sahibi olma fikrini tartışmış ve beş yıl zaman tanımıştık birbirimize. Evliliğimizin ilk beş yılını başbaşa geçirecek evliliğimizin tadını çıkaracaktık. İlk üç yıl planladığımız gibi başbaşa ve seyahatlerle, gezilerle, eğlenceyle geçirdik. 

Ancak üç yılın sonunda bütün arkadaşlarımız çocuk sahibi olmuştu ve farkettik ki artık biz de çocuk istiyoruz. 

Evliliğimizin dördüncü yılında yani sekiz yıl önce, 15 Ekim 2002 salı günü saat 07.10 da canım oğluşum, EFE'm, dünyaya geldi.

Ankara'dan döndüğümden beri bir türlü toparlanamadığımdan oğlumun doğum günü yazısını bile gününde yazamadım. Kutlamamızı dün akşam yaptık, yazmaya da bugün fırsat bulabiliyorum.

Önceden bir hazırlık yapamadığım için oğlumun pastası da çok sıradan oldu bu sene, içime sinmedi. Neyseki oğluşum her zaman kibarlığıyla pastayı çok beğendiğini söyleyip, teşekkür ederek rahatlattı beni.


Oğlum, 
Canımın özü, umudum, gururum, yaşama sebebim, 
Arkadaşım, dert ortağım, 
Gözümün bebeği, 
Yakışıklı, akıllı, beyefendi oğlum,
Cadı kızımın bitanecik abisi,
SENİ ÇOK SEVİYORUM.....

İyi ki doğdun,
İyi ki benim oğlumsun,
Sana baktığım her an sonsuz şükürler ediyorum Yüce Rabbime.
Sen sahip olduğum en değerli şeysin!
Senin annen olmak en büyük gururum!

Ömrün uzun, bahtın açık, şansın çok, kaderin güzel olsun !
Hayatın en az senin kadar güzel olsun !

Sana dair tek beklentim mutlu hem de çok mutlu olman.

İnşallah, sevdiğin ve sevildiğin bir evlilik yapıp, senin gibi muhteşem çocuklara sahip olursun,
Yapmaktan keyif alacağın bir meslek edinir, mesleğinin en iyisi olursun,
Hayatın boyunca karşılaştığın her insana güzellikler katan, herkesçe sevilen, sayılan, hayırlı bir insan olursun !

CANIM OĞLUM,
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN !

9 Ekim 2010 Cumartesi

KITLIK KAÇ GÜN KIRK GÜN


Çocukluğumdan beri sıkıntılı bir durum söz konusu oldu mu, babam, en endişeli o olsa da, hemen kendini toparlar ve o veciz sözlerinden birini söylerdi. Bu sözlerden en çok kullandığı da,  'kıtlık kaç gün, kırk gün'.

Bu söz ne anlama gelir hiç bir fikrim yoktu, ama babam böyle söylediği zaman bilirdim ki o sıkıntı geçecek.

Üniversite için Ankara'ya geldiğim dönemde daha önce de bahsettiğim gibi hem çok heyecanlanmış hem de müthiş bir huzursuzlukla endişe duymuştum. Babamla her görüşmemizde ben onları ne kadar özlediğimi anlatır, yeni hayatımdaki sıkıntılardan dert yanardım. O da boğazının düğüm düğüm olduğu sesinden belli olmasına rağmen, bütün soğukkanlılığıyla yine aynı sözü tekrarlardı: 'Kıtlık kaç gün, kırk gün!'

Bir, iki, üç derken her seferinde aynı sözü duymaktan sıkılıp, bir gün nedir bu kıtlık lafı, ne alakası var benim durumumla diyerek isyan ettim. İnsanoğlu başına gelen her şeye zamanla alışır, en çok kırk gün sürer her sıkıntı, kırk birinci gün artık hayatının bir parçası olur diye açıkladı babacığım.

Gerçekten de her türlü değişime zamanla ayak uydurur insanoğlu. Ama henüz kırk gün olmadığından belki ben oğluşumdan uzakta yaşamaya alışamadım. Bence bir annenin evladından uzakta kalmaya alışmasına yetecek süre de yoktur zaten.

Ankara'daki bir ayımızı tamamlayıp, Pazar günü evimize, oğlumuza, ailemize, dostlarımıza geri dönüyoruz.

Kursum iki ay daha devam edecek, ancak ben geri kalan bölümünü Kayseri-Ankara arası mekik dokuyarak tamamlamaya karar verdim. 

Oğluma, anneme, babama ve kardeşime daha fazla dayanamayacağımı anladım.

Dostlarımı, can arkadaşlarımı, evimi çok özledim.

Belki bu Ankara'dan size yazdığım son yazı olacak. Kayseri'de görüşmek üzere sağlıcakla kalın...

2 Haziran 2010 Çarşamba

İYİ Kİ DOĞDUN ANNECİĞİM

Haziran ayı bizim aile için kutlama ayıdır. İki güne bir pasta keseriz, herkes birbirine hediye alır, kutlamalar, davetler, telefon trafiği..... Bu ay bizim için oldukça yoğun geçer anlayacağınız.

Annemin doğum günü ile başlayan kutlamalar, biricik eşimle evlilik yıl dönümümüz, benim doğum günüm derken  babalar günüyle nihayet bulur.

4 Haziran annemin doğum günü.Bir kaç gün şehir dışında olacağım için bugün kutladık anneciğimin doğum gününü.O yüzden kutlama yazımı da bir kaç gün önceden yazıyorum.

Benim biricik annem tipik bir ikizler burcudur, tıpkı benim gibi.Pek çok ortak noktamızın yanı sıra aynı kutupta olmanın etkisiyle çarpıştığımız da çoktur.

Canım annem, anneannem iyi ki seni doğurmuş. Evet doğru, seni bu dünyaya kendinden çok bizler için yaşa diye doğurmuş ama öylesine fedakar bir insansın ki sen, başka türlüsü elinden gelmezdi eminim.

Sana çoook teşekkür ediyorum anneciğim!

Varolduğun için,
annem olduğun için,
ilkokulda beslenme çantama hazırladığın süslü patatesler, çilek reçeliyle göz ağız yapılmış tereyağlı ekmekler için,
mezuniyetlerimde ellerinde diktiğin balo elbiselerim için,
evlenirken üşenmeden oturup bana yazdığın pasta ve yemek tarifi defteri için (bir anneden başka kim çorbanın üzerine dökülecek salça sosunun bile ayrıntılı tarifini yazar?),
çocuklarımı büyütürken hep yanımda olduğun için,
beni kimsenin sevemeyeceği kadar sevdiğin, düşündüğün için,
sahip olduğum bütün erdemleri bana kazandırdığın için,
o müthiş dikiş yeteneğinden az da olsa bana da verdiğin için,
güçlü genlerinle bana, kardeşime ve hatta benim çocuklarıma da kısmet olan 'okyanus gözlerin' için
sonsuz teşekkürler..........

İyi ki varsın, iyi ki benim annemsin.

Sensiz asla tam olamam, hep yarım kalırım, benim için uzun, sağlıklı yaşa, kendine çok iyi bak anneciğim.

Sen benim hayat pusulamsın, sensiz yolumu bulamam.

İnşallah birlikte daha nice yıllar sağlıkla, mutlulukla, huzurla, birlikte yaşamayı nasip etsin Yüce Rabbim.

Doğum Günün Kutlu Olsun !

6 Mayıs 2010 Perşembe

OKYANUS GÖZLÜME

Pusulamdır okyanus yeşili gözleri!
Tek bakışıyla el pençe divan eder önünde,
yine tek bir bakışı defeder gönlümdeki katmer katmer dertleri.
Bütün bir dünya üstüme de yürüse,
hep çıkmaz sokağa da düşse yollarım,
bilirim ki beni tutar gözleri.
İnceden titrese de güzel sesi,
narin bedeninden koca yüreğini çıkarıp sarıp sarmalar beni.
O kocaman yüreğine neleri sığdırmadıki ;
ne ahlar, ne vahlar, ne kahırları içine akıtıp ta,
yine de yaratılmış herşeyi karşılıksız sevmeye gücü yetti.
Heyecanımın yankısı, sevincimin coşkusu,
insan telaşlarımın kuytusu,
en siyah gecemin sabahıdır onun okyanus yeşili gözleri!
Dünyanın neresine gitsem gönlümde taşırım ben onu,
onsuz içime sinmez ne yediğim, ne gördüğüm, ne keyfettiğim.
Hayallerimin başrol oyuncusudur o.
Başımın tacı, yüreğimin ilacı, geleceğe umudum, geçmişe güvencim,
yaşam savaşımda komutanım, yanlışlarımın öğretmeni, doğrularımın değeridir.
Gücüm yetmediğinde gücüm, sesim çıkmadığında sesim,
aklım ermediğinde aklım, hayat pusulam,
canım, kanım, özüm
dert ortağım, arkadaşım, can yoldaşım
A N N E M  dir o.

Her anne evladı için çok özel,
ama benim annem hem özel hem güzel.
Üstelik sadece benim annem olarak değil,
insan, evlat, kadın, eş, annaanne, dost, sırdaş, arkadaş,...
aklınıza gelebilecek her türlü sıfatıyla hem özel, hem güzel.

Canım Annem Seni Çoooook Seviyorum!

Başta benim annem olmak üzere bütün annelerin anneler günü kutlu olsun.