broş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
broş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2010 Cuma

O BİR KÜÇÜK HANIMEFENDİ


Yazılarım da sık sık bahsediyorum, hep bir kızım olsun istedim, cicili bicili giydirebileciğim, süsleyebileceğim, saçlarını yapabileceğim şeker bir kızım olsun istedim. 

Şükürler olsun Yüce Rabbime istediğim gibi bir kız evlat verdi bana. 


O tam bir küçük hanımefendi. Her kız çocuğu süse püse meraklıdır ama benim kızım sanki süslenmek, giyinip, kuşanmak için doğmuş.

Yukarıda gördüğünüz kıyafeti Kurban Bayramı için dikmiştim kızıma. Ancak sadece bayramın ilk günü aile ziyaretleri yaptığımız ve ikinci gün seyahate çıktığımız için sadece bir kez giyebildi. O gün de bayram telaşından  detaylı fotoğraflar çekemedik.


Dayımızın doğumgünü vesilesiyle kızım cici kıyafetini giyebildi. Biz de rahatça hanımefendiyi fotoğraflayabildik. 


Kıyafet çok detaylı gibi görünse de kafamda tasarladıktan sonra üç saat gibi kısa bir sürede diktim. Etek için tafta ve tül, bluz için penye ve tül kullandım. Bluzun göğsündeki bebek broş belki dikkatinizi çekmiştir. 

Bu broşu kendime diktiğim bir tunik için tasarlamıştım, sizinle de 'Kokoş Hanım' başlıklı yazımda paylaşmıştım. Kızımın yoğun ilgisi sebebiyle ancak bir kaç defa kullanabildiğim broşumu bu kıyafete ekledim. 

2 Temmuz 2010 Cuma

KOKOŞ HANIM



Mürdümle mor arası tuniğimi biraz olsun renklendirmek için önce bir kolye yapmak istedim. Ancak tuniğimin kumaşı metale karşı fazlasıyla duyarlı, böylece kolyeden vazgeçtim. 

Daha önce yaptıklarımdan farklı bir broş yapmaya karar verdim. 


Danteldi, boncuktu, deriydi, tüydü derken ortaya bu kokoş hanım çıktı.



















Sadece sırtında büzgü detayı olan tuniğimin aksine fazlasıyla iddialı broşum zıtlıklarıyla güzel bir kombin oluşturdu.

 

Bu da tuniğim ve ayakkabılarım. Beni yakından tanıyan bütün arkadaşlarım bilir, ben bir ayakkabı delisiyim. Her gün bir çift ayakkabı alsam, bıkmam ayakkabılardan. Herşeyden fedakarlık ederim ama ayakkabılarımdan vazgeçemem.Öyle marka takıntım da yoktur. Yeter ki  beni kendine aşık edecek bir detayı olsun. Bazen rengine, bazen topuğuna, bazen ufacık bir aksesuarına vurulur, nerede nasıl giyeceğim diye düşünmeden ayakkabı alırım. Sonra da ayakkabıya kıyafet uydurmaya çalışırım. Bu bahaneyle ayakkabılarımı da sizinle paylaşayım istedim.



Bu arada Özgül'üm tuniğin kumaşı sana tanıdık geldi mi?


Not. Bu arada bu kokoş hanımın adı minik serçe olarak değiştirildi. 10 marifetteki arkadaşlar Sezen Aksu ya benzettiler kendisini. Gerçekten de benziyor değil mi?

22 Haziran 2010 Salı

KIRMIZI ve LACİVERT ve BEYAZ


Başınız sıkışsa aileniz dışında tereddütsüz arayabileceğiniz kaç kişi var? Öyle sadece önemli mevzular için değil, saçma sapan bir sebeple bile olsa nazınızı çekecek, ayıp mı olur, kırılır mı demeden içinizden geldiği gibi davrandığınız, yanında bütün maskelerinizi çıkardığınız, en zayıf tarafınızı sakınmadığınız biri var mı?

Benim hayatımda böyle biri var. Canımı hatta canımdan kıymetli evlatlarımı bile güvenebileceğim, her türlü derdimi paylaşabileceğim bir şeker dostum var benim.

Sıkıntısını kendi derdim gibi bilip sıkıntı ettiğim, kendi adıma diliyormuş gibi onun için de umutlar biriktirdiğim, dualarımdan eksik etmediğim bir can arkadaşım; Asuman.

Benim pembeye olan sevdam gibi onun da kırmızı, lacivert ve beyaz beraberliğine tutkulu bir beğenisi var. Mavi ve beyaz gömleklerim için bir broş yapmak istedim ve ortaya yukarıda gördüğünüz broş çıktı. 

Bu broşun da bana Asu'cuğumu hatırlatmaması imkansızdı. Broşu kendim kullanmaya kıyamadım, bu Asuman'ın olmalı diye düşündüm ve kendime yeni bir broş tasarladım. Kendi broşumu 'Huzurun Rengi Mavi' başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

Bugüne kadar beklememin sebebine gelince bugün Asuman'cığımın doğumgünü. Broş vasıtasıyla burdan canım arkadaşımın doğumgününü de kutlamak istedim. Çok küçük bir hediye ama kabul ederse broş da doğumgünü hediyesi olsun istedim.

İyi ki doğdun, iyi ki varsın canım arkadaşım.

Eşinle, oğlunla daha nice yıllar sağlıklı ve huzurlu yaşa. 

11 Haziran 2010 Cuma

HUZURUN RENGİ MAVİ



Ne kadar pembe aşığı olsam da, bütün renkleri seviyorum. Daha doğrusu ben her şeyi renkli seviyorum. Evim, eşyalarım, her türlüsünden mutfak aksesuarlarım, giysilerim, ayakkabılarım, takılarım.... Her eşyam mümkünse renkli, parlak, ışıl ışıl olsun.

Mavi de kıyafetlerimde en çok tercih ettiğim renklerden biri. Mavi giydiğimde gözlerimin maviye döndüğünü söylerler.

Mavi bana hep huzuru çağrıştırır, denizi, yazı, uçsuz bucaksız gökyüzünü, özgürlüğü  çağrıştırır.

Kendime açık mavi bir gömlek diktim yaz için. Bu senenin trendi gömlek göğsünde armalar biliyorsunuz.

Hazır bir arma alıp gömleğimin göğsüne dikmektense ben ellerimle şıkır şıkır bir broş yapıp sade gömleğime ışıltı katmak istedim.

Mavinin o huzurlu, sade halinden biraz uzaklaşsa da, gömleğim broşuyla tam benlik oldu.

Sizce?

18 Nisan 2010 Pazar

DERİ ÇİÇEKLER


Deriden, tabi bahsettiğim yapay deri, çiçek yapma fikri çok akıllıca gelmişti bana. Çünkü deriyi rahatça kesersiniz ve kestiğiniz yerler ipliklenecek diye bir sorun yoktur. Yukarıda gördüğünüz çiçekleri gri bir elbisenin üzerinde kullanmak için tasarlamıştım. Şimdi siyah bir ceketle kullanıyorum. Dümdüz bir elbiseye, cekete veya bluza hatta çantaya bambaşka bir hava katıyorlar.

Yapımına gelince gayet basit, deri parçasından boydan boya on santim kalınlığından bir şerit kesiyorsunuz, kalınlığı çiçeğinizin büyüklüğüne göre değişebilir. Bu şeritin uzun kenarı üzerinde iki parmak aralarla makasla kesiler yapıyorsunuz. Bu kesilerin uçlarını makasla yuvarlayıp, şeriti alt kısmından iğne ve iplikle büzüyorsunuz. Elinizdeki büzülmüş şeriti çiçek olacak şekilde üst üste yuvarlayıp iğne iplikle sabitliyorsunuz ve ortasına da bir taş dikiyorsunuz. Çiçeğiniz hazır.

12 Nisan 2010 Pazartesi

SAÇLARDA KARNAVAL




Kızıma orjinal bir toka ararken gözüme çarptı; çok şık minicik şapkalar. Tüylü, dantelli, taşlı minik şapkalar birer tokaydı. Mağazadaki tokaların hepsi aynı malzemelerle yapılmıştı, sadece üç farklı rengi vardı. O an aklıma şapkaların çok farklı şekillerde süslenebileceği geldi ve bir dolu resim canlandı gözümün önünde. Tabi hemen kendi şapkalarımı yapmaya koyuldum.
İlk iş şapka olabilecek bir daire ve üzerine konacak daha küçük bir yuvarlak bulmaktı. Üstteki yuvarlağı hemen buldum:pet şişe kapağı. Alttaki daireyi bulmaksa pek de kolay olmadı. Kırılmamalı, ezilmemeli, kıvrılmamalı, katlanmamalı, pürüzsüz ve kusursuz bir daire olmalı. Bulabildiğim en iyi fikir kavanoz kapağıydı, o da tam olarak içime sinmedi ama şimdilik başka bir alternatif bulamadım.
Kapakları elastik yani lycralı kumaşla kaplayıp yapıştırdım ve üzerlerini içimden geldiği gibi süsledim.
Kimisi kokoş oldu, kimisi çılgın...
Aslında bu şapkaların altına bir iğne iliştirilirse broş olarak da kullanılabilirler yada bir çembere iliştirilip te taç olarak da kullanılabilirler.
Sanırım farkettiniz, saçlarıma birşeyler takmayı seviyorum:)