çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2010 Pazartesi

BAY FİL VE BAYAN FİL


Kardeşim ve eşinin yeni evlerinin terasını süsleme projemden bahsetmiştim sizlere. Bu projeyle meşgul olduğum için geçen hafta çok fazla bir şey yazamamıştım.

İşte teras projemizin ilk parçaları saksı filler.


Yukarıda gördüğünüz saksıları ev sahiplerimiz kendileri seçip almışlar. Saksılar ham çömlek halindeydi. Filleri teraslarına yerleştirecekleri için terasın pembe-yeşil konseptine uygun olarak süsledik.

Kaplumbağaları sadece gümüşe boyamakla yetindik.

Bahçenin içine yerleştirecekleri sepetleri ise sadece vernikledik.


Fillerimizin ikisini de gümüş renge boyayıp,  Bay ve Bayan fil olarak tasarlamaya karar verdik. Bayan fil için pembe-yeşil tonlarında bir kolye ve halhal yaptım. Gözlerine de yeşil boncuklar yapıştırdık. Bayan fil yeşil gözleriyle alımlı bir fil hatun oldu.


Bay fil haliyle daha sade oldu. Gözleri için beyaz inciler kullandım, boynuna da gümüş renkli kurdeleden papyon niyetine bir fiyonk yaptım.

Fillerimizi de, sonraki günlerde sizinle paylaşacağım diğer parçaları da sadece ben yapmadım, bir ekip çalışmasının ürünleridir.

Buradan sizlerin huzurunda ekip arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Filleri boyarken minicik elleri ve minicik fırçalarıyla bana yardım eden sevgili oğlum ve kızıma,

boyama işinin büyük kısmını bitiren ve içlerine çiçekleri elleriyle diken babişkoma, 

tabi ki bütün tasarıma eşsiz fikirleriyle yön veren canım anneme

çooook teşekkürler.

Teras projemizin diğer parçaları bir sonraki yazıda....

Bizi izlemeye devam ediniz lütfen !!!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

KAHVE BAHANE, OTEL ŞAHANE

Bütün kahvelerle aram iyi olmuştur ama benim için kahvenin ifade ettiği mis kokulu Türk kahvesidir. Hayatımda önemli bir rolü vardır kahvenin, mesela hep bir 'kahve' içmek için uğrarım arkadaşlarıma, en yoğun işlerime 'kahve' içmek için ara veririm. Çocukları uyuttuktan sonra eşimle karşılıklı içtiğimiz birer fincan kahve günün bütün yorgunluğunu üzerimizden atmaya yeter.

Ama kahve içmek için bulduğumuz öyle bir yer var ki, orada kahve bahanedir asıl amaç şahane atmosferdir.

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > Central courtyard with outdoor patio of Seasons Restaurant.

Bahsettiğim yer Four Seasons Hotel, İstanbul.

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > Angled view of facade of Hotel from street level (vertical shot).

Yıllar önce bu otelle ilgili bir belgesel seyretmiştim. Binanın tarihi inanılmaz anılarla doluydu. Bildiğiniz gibi eskiden pek çok ünlü ismin de konakladığı bir hapishaneydi, şimdilerde ise çok şık ve çok konforlu bir otel! Sizce de ironik değil mi?

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > View of courtyard and Blue Mosque from only two guest rooms – foreground table-top set-up.


Her fırsat bulduğumuzda binanın ortasındaki büyük avluya tanzim edilmiş şahane bahçede kahve içmek bizim için bir alışkanlık oldu. Kahvenin şu şık sunumuna bakarmısınız.


Yukarıdaki görüntüde bir eksik var, o da kahveyle birlikte servis edilen minik lokumlar.
Kızım ve oğlum birbirleriyle yarışırcasına, hayatlarında ilk kez lokum görmüş gibi saldırdıkları için şu an görüntüde yoklar.

Tarihinin,şahane bahçesinin, şık kahve sunumlarının,  Sultanahmet meydanına ve camiine yakınlığının yanısıra daha pek çok şey var bu otelde beni çeken. Bir kere otelin her köşesinde orkideler, güller, mis kokulu çiçekler karşılıyor sizi.Tek bir güle bile dayanamayan beni o çiçekler arasında bir düşünün.

 

Otelin kapısına yöneldiğiniz anda sıcak bir gülümsemeyle sizi karşılayan ve otelde kaldığınız süre boyunca size dünyanın en önemli insanı gibi davranan muhteşem çalışanları, havaların ısınmasıyla cam sebillerde sundukları elma, limon veya nane aromalı buz gibi suları, her adımınıza eşlik eden temizlik, özen, samimiyet, şıklık, çocuklarımızın uygunsuz her davranışına gösterdikleri sabır, ve dahası...

Geçmiş yıllarda Avrupa'nın en iyi oteli seçilmiş olması benim için şaşırtıcı değil.

Evimden başka bir yerde yaşamam gerekse tek tercihim olurdu bu otel, tabi param yeterse.

Henüz ziyaret etmediyseniz bence bu deneyimi yaşamalısınız.

30 Nisan 2010 Cuma

SAÇLARDA KARNAVAL 2

Söylemiştim, saçlarıma bir şeyler takmayı seviyorum. Bu sene herkesin olduğu gibi benim de favorim taçlar. Hele şu insanın saçına yapışmış gibi duran tüylü taçları ilk gördüğümde çok sevmiştim ama almaya fırsat buluncaya kadar öyle çok gördüm ki heryerde, hevesim geçti. Ben de kendi taçlarımı kendim tasarlamayı tercih ettim.




Bir kere başlayınca ardı geliyor, çeşit çeşit taçlar çıktı ortaya, ihtiyacım olandan da çok... Taçlarımdan  bazılarını sizinle paylaşmak istedim.



Siyah deri üzerine boncuk,taş,tül, tüy... Allah ne verdiyse!


Saten ve taftadan kocaman güller, tomurcukları rugan deriden.


Mickey Mouse'un sevgilisi Minnie'nin tarzı, sevimli değil mi?


Satenden yapraklar ve boncuklar.

Herbirinin farklı bir havası oldu ama bana sorarsanız minik şapkalarım daha cici oldular. Bu arada minik şapkalarımla ilgili yorum yapan pek çok dostum, özellikle Özgül'üm, şapkalarımı taç olarak tasarlarsam daha kullanışlı olacağı görüşündeler. 


Haklılar ancak ben şapkalarımı broş olarak da kullanabilirim diye düşündüm. Arkasına bir iğne takıp bir ceketin göğsünde şık bir broş, hatta kumaş bir çantada aksesuar bile olabilirler bence. İstenildiği zaman bir çembere iliştirilip taç da olabilirler elbet. 


Yorumlarını benden esirgemeyen, yaptıklarımı üzerinde yazmaya değer bulan herkese teşekkürler... 

18 Nisan 2010 Pazar

DERİ ÇİÇEKLER


Deriden, tabi bahsettiğim yapay deri, çiçek yapma fikri çok akıllıca gelmişti bana. Çünkü deriyi rahatça kesersiniz ve kestiğiniz yerler ipliklenecek diye bir sorun yoktur. Yukarıda gördüğünüz çiçekleri gri bir elbisenin üzerinde kullanmak için tasarlamıştım. Şimdi siyah bir ceketle kullanıyorum. Dümdüz bir elbiseye, cekete veya bluza hatta çantaya bambaşka bir hava katıyorlar.

Yapımına gelince gayet basit, deri parçasından boydan boya on santim kalınlığından bir şerit kesiyorsunuz, kalınlığı çiçeğinizin büyüklüğüne göre değişebilir. Bu şeritin uzun kenarı üzerinde iki parmak aralarla makasla kesiler yapıyorsunuz. Bu kesilerin uçlarını makasla yuvarlayıp, şeriti alt kısmından iğne ve iplikle büzüyorsunuz. Elinizdeki büzülmüş şeriti çiçek olacak şekilde üst üste yuvarlayıp iğne iplikle sabitliyorsunuz ve ortasına da bir taş dikiyorsunuz. Çiçeğiniz hazır.

16 Nisan 2010 Cuma

BONCUKLAR HERYERDE


Elimde değil, incik, boncuk çok seviyorum. Hayatımdaki herşey şıkır şıkır olsun mümkünse. Pembe lalelerim için pembe bir vazoya ihtiyacım olunca aklıma geldi bardaktan vazo yapmak. Zaman zaman coca-cola nın promosyon olarak verdiği silindir uzun bardağı, yüzeyine ipe dizilmiş boncuklar yapıştırarak kapladım. İçine yerleştirdiğim laleleri siyah tül, pembe kalpler ve kelebeklerle zenginleştirince çok hoş bir aksesuar oldu. Baktım boncukla kaplama güzel sonuç veriyor, bir ara bir akaryakıt firmasının dağıttığı ve sadece iki tane olduğu için kullanamadığım kadehlerimin de üzerine iki sıra boncuk yapıştırdım. Kadehlerin içine de tül ve boncuk koyarak peçetelik olarak kullandım. Klasik peçeteliklerden daha şık değil mi? Üstelik içinden konukların peçete alması da oldukça kolay.

3 Nisan 2010 Cumartesi

MEYVE BUKETİ

Nette gezinirken bu aralar sık sık görüyorum meyveden yapılmış aranjmanları.Kesinlikle çok şıklar bir o kadar da iştah açıcı.
Ben oldum olası çiçekleri çok seven bir insan oldum.Mevsimine göre laleler, nergisler, frezyalar...Dalında güzel taraftarı da değilim. Çiçek için gözümü kırpmadan paraya da kıyarım.
Ama meyve buketleri de çok iyi fikir değil mi? Sonuçta çiçeklerin belli bir süresi var ve sonunda her çiçek çöpe gidiyor. Oysa meyve buketleri hem bir çiçek aranjmanı kadar şık, hem de yenebiliyor!
Özellikle geçmiş olsun dilekleri için çok ideal bence. Sonra evde misafir ağırlarken de yemek sonrası masaya ağır tatlılar veya tabaklara öylece konmuş meyveler yerine bir meyve buketi gelse daha şık, daha hoş olmaz mı?
Uzun zamandır denemeye niyetim vardı sonunda başına geçtim.İlk deneme için fena olmadı meyve buketim, ancak çok kolay bir iş değilmiş. Birkaç meyve için bu para fazla diye düşünüyordum ama el emeği de oldukça fazlaymış. Ancak benim çözemediğim o meyvelerin soyulduktan sonra tazeliğini nasıl koruyorlar? Şeffaf tart jölesiyle mi kaplıyorlar? Ben sadece çilek, muz ve ananas kullandım.Çileklerin zaten soyulma sorunu yoktu ve çikolata kaplamıştım.Ananaslarda dilimlenmiş ve çubuklara takılmış olarak poşetli bekledi.Muzlar ise servisten hemen önce soyulup bukete eklendi.Evde ağırlanan misafir için sorun değil ama buket dışarda bir yere gidecekse nasıl olacak? Yada elma, armut, portakal gibi meyveler kullanılacaksa? Bilen varsa bana da anlatsın lütfen.
Benim meyve buketime gelince misafirlerim çok beğendiler afiyetle de yediler.Sizce nasıl görünüyorlar?