dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dekorasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2010 Perşembe

ŞIKIR ŞIKIR BİR ABAJUR




Kardeşim ve eşinin yeni bir eve taşındıklarından daha önce bahsetmiştim. Yeni evleri için uzun bir süre hediye aradım. Kafamdaki hediye abajurdu ancak onca çeşidin arasında mobilyalarına uygun olanı bulmak epeyce zor oldu. 

Ankara'da görmediğim abajur kalmamıştır sanırım.

Kiminin ayağını beğeniyorum uygun şapka yok, kiminin şapkası uygun ama çok sade. Sonunda bu gördüğünüz abajuru buldum. Renk ve tarz olarak beğensem de biraz sade geldi bana. Elimin değdiği herşeye bir ışıltı katmak adetim oldu artık.

Perde aksesuarları satan bir mağazadan hazır dizilmiş boncuklardan aldım. Boncukları sıcak silikonla şapkanın etrafına yapıştırdım, daha şık bir görüntü için üzerine de altın sarısı su taşı yapıştırdım.

Şansıma istediğim tonda şapka bulabildim ancak bulamasam iskeletini alıp organize kurdele sararak bir şapka yapmayı düşünmüştüm. Kardeşlerimin evinin dekorasyonuna uygun olan boncuk kullanmaktı. Tüy, püskül veya yapma çiçekler de  diğer seçenekler olabilir. 

Kardeşlerim evinizde mutlu, huzurlu, sağlıklı  günler diliyorum.

Abajurlarınızı güle güle kullanın. 

27 Temmuz 2010 Salı

TERASIMIZIN SON HALİ

İşte projemizin bütün ürünlerinin bir arada kendi yerlerindeki görüntüleri.


Bu arada 'minik' yuvarlak yastıkların yapımını istemiş benden. Aslında oldukça kolay ancak yazıyla anlatabilirmiyim bilemiyorum. 45x125cm ölçülerinde düz renk kumaştan bir dikdörtgen kesiyoruz. Kısa kenarlarından kumaşı birleştirip dikiyoruz. Uzun kenarları büzüyoruz. Bu büzülen kenarlar yastıkların orta kısmı oluyor. Desenli kumaştan  10 cm çapında iki daire kesip, büzülen kenarları bu yuvarlakların etrafına dikiyoruz. Yastığı elyafla doldurduktan sonra son olarak pofuduk görüntü verebilmek için, ortadaki yuvarlakların etrafını büyük bir iğneyle yastığın içinden geçerek karşılıklı dikiyoruz. 

Anlatılanla insanın gözünde canlandırması biraz zor ama ne yazık ki elimden gelen ancak bu.




Herkese mutlu salılar ....

21 Temmuz 2010 Çarşamba

VE SON ÜRÜNÜMÜZ RUNNER


Bu da teras projemizin son ürünü runner. 



Runnerın bir yüzünü düz pembe kumaştan diğer yüzünü ise desenli kumaştan tasarladım.
Böylece iki farklı kullanım seçeneği olabilecek.


İki ucuna pembe ve yeşil tonlarında boncuklarla püskül yaptım.

Bu runner teras projemizin son parçasıydı. Bütün parçaları yerlerine yerleştirilmiş olarak fotoğraflayıp sizinle paylaşacağım.

Böylece bu projeyi tamamlamış oldum. Gerçi bir iki ufak parça daha var aklımda ama genel olarak tamamlanmış sayılır.

Emeği geçen herkese teşekkürler.

Canım kardeşim ve sevgili eşi de çok mutlu günlerde güle güle kullansınlar.

20 Temmuz 2010 Salı

TERAS PROJESİNİN YENİ ÜRÜNLERİ

Bunlar da pembesinden yeşilin yastıklarımız. Terastaki rattan oturma grubunu süslemek üzere tasarlandılar.

Sıradan yuvarlak yastıklar yapmak yerine daha pofuduk bir görüntü versin diye, biri pembe biri yeşil büzgülü yastıklar tasarladım. 



Fillerimize arkadaş olsun, konsepti tamamlasın diyerek bir de fil yastık tasarladım. Fil yastığımızın bir tarafı pembe bir tarafı yeşil kumaştan dikildi. Böylece iki farklı kullanım seçeneği olur diye düşündüm.


Desenli kumaşımızla da küçük dikdörtgenler şekline iki yastık daha tasarladım.


.

Yastıklarımızın içini elyafla doldururken yine sevgili kızım ve oğlum bana yardımcı oldular. Birbirleriyle yarışa girip öyle bir doldurmuşlar ki elyafın bir kısmını geri çıkardık. Heryer ve herşey elyaflandı ama ne yapalım olacak o kadar.

Yastıklara son dokunuşları da sevgili anneciğim yaptı.

Emeği geçen herkesin eline sağlık. Sahipleri de güle güle kullansınlar İnşallah.

Teras projemiz bitti sanmayın, devam edecek.....



19 Temmuz 2010 Pazartesi

BAY FİL VE BAYAN FİL


Kardeşim ve eşinin yeni evlerinin terasını süsleme projemden bahsetmiştim sizlere. Bu projeyle meşgul olduğum için geçen hafta çok fazla bir şey yazamamıştım.

İşte teras projemizin ilk parçaları saksı filler.


Yukarıda gördüğünüz saksıları ev sahiplerimiz kendileri seçip almışlar. Saksılar ham çömlek halindeydi. Filleri teraslarına yerleştirecekleri için terasın pembe-yeşil konseptine uygun olarak süsledik.

Kaplumbağaları sadece gümüşe boyamakla yetindik.

Bahçenin içine yerleştirecekleri sepetleri ise sadece vernikledik.


Fillerimizin ikisini de gümüş renge boyayıp,  Bay ve Bayan fil olarak tasarlamaya karar verdik. Bayan fil için pembe-yeşil tonlarında bir kolye ve halhal yaptım. Gözlerine de yeşil boncuklar yapıştırdık. Bayan fil yeşil gözleriyle alımlı bir fil hatun oldu.


Bay fil haliyle daha sade oldu. Gözleri için beyaz inciler kullandım, boynuna da gümüş renkli kurdeleden papyon niyetine bir fiyonk yaptım.

Fillerimizi de, sonraki günlerde sizinle paylaşacağım diğer parçaları da sadece ben yapmadım, bir ekip çalışmasının ürünleridir.

Buradan sizlerin huzurunda ekip arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Filleri boyarken minicik elleri ve minicik fırçalarıyla bana yardım eden sevgili oğlum ve kızıma,

boyama işinin büyük kısmını bitiren ve içlerine çiçekleri elleriyle diken babişkoma, 

tabi ki bütün tasarıma eşsiz fikirleriyle yön veren canım anneme

çooook teşekkürler.

Teras projemizin diğer parçaları bir sonraki yazıda....

Bizi izlemeye devam ediniz lütfen !!!

1 Temmuz 2010 Perşembe

HER YER ÇİÇEK


Size salonumda değişiklik yapmak isteğimden bahsetmiştim ve salonum için ilk tasarımımı da sizinle 'Bu Ne Bu??? Kırlent Bu!' başlıklı yazımda paylaşmıştım.

 İşte ikinci kırlentim.


Bu sefer kırık beyaz taftadan çiçekler yapıp, ortalarına da pembe boncuklar diktim. 

 

Nasıl yaptın derseniz, şöyle:


 


         

Taftayı ipliklenmeyecek şekilde nasıl kestiğime gelince aşağıda gördüğünüz makasla.


Bu makası yaklaşık 35 yıl önce rahmetli dedem iş için gittiği Gaziantep'ten annem okulda kullansın diye almış.
O zamanlar annem kız meslek lisesinin dikiş bölümünde lise öğrencisiymiş. Düşünün onca yıl saklamış annem ve şimdi ben, benden yaşlı bu makası kullanıyorum. Teşekkürler dedeciğim, mekanın cennet olsun!


27 Haziran 2010 Pazar

BU NE BU ??? KIRLENT BU !



Daha önce 'Bu ne bu???' diyerek size fikrinizi sormuştum. Hayriş'e ve Fulya'ya verdikleri cevaplar için teşekkürler.

Evet kırlent bu yani koltuk içine şık bir görüntü amacıyla yerleştirilen yastık. 



Evime ziyarete gelen dostlarım bilirler, tamamen benim zevkim ve seçimlerimle tasarlanmış pembe bir salonum var. 

Sadece pembe rengin boğucu olabileceğini düşünerek kırık beyaz ve gümüş renkleri de katarak döşemiştim salonumu. Yaklaşık beş yıldır evimde bir değişiklik yapmadım ve artık sıkılmaya başladım. Ancak kızım henüz 28 aylık sevimli bir canavar olduğu için tadilat ve yenilenme harekatımızı en az bir yıl daha ertelemeye karar verdik.

Bu bir yıllık dönem için en azından eşyaların yerini değiştirerek, küçük aksesuarlar katarak özellikle salonda değişiklik yapmayı planlıyorum. 

Bu değişikliğin ilk adımı olarak farklı ve bol şıkırtılı kırlentler yapmaya karar verdim. Bu gördüğünüz ilk kırlentim.




Gümüş yapay deriden kocaman bir çiçek yapıp, ortasına tomurcuk niyetine şeffaf taşlar diktim.

Aslında gümüş satenden yuvarlak bir yastık dikip onun üzerine yerleştireceğim çiçeğimi ama sanırım yazın rehavetinden saten almaya bir türlü zaman ayıramadığımdan şimdilik bulunan kırlentlerden birine iliştirdim.

Yapılış aşamalarını aşağıda görebilirsiniz.




Salonum için yeni tasarımlarımı da sizinle paylaşmaya devam edeceğim. 

6 Mayıs 2010 Perşembe

KIZIMIN BALON LAMBASI


Kızıma sahip olacağımı öğrendiğim o günden sonra benim için herşey çok farklıydı artık. O kadar çok dua etmiş, o kadar çok hayal kurmuş, onun için o kadar umut biriktirmiştimki. Aylarca her doktor randevumuzda henüz belli olamayacağını bildiğim halde doktorumu kız mı diye sorarak bezdirmiştim.
O gün, doktorumuz evet güzel bir kızımız olacak dediğinde mutluluğumu anlatamam, dünyalar benim olmuştu. Günlerce ağzım kulaklarımda, gözümde mutluluk gözyaşlarıyla gezdim. Hamileliğimin bundan sonraki dönemi de kızım için hazırlık yapmakla geçti.
Doğum odamızdan ve kızımın odasından daha önce bahsetmiştim. Bu sefer özellikle balon lambasını sizlerle paylaşmak istedim.



Çok basit ama gayet şık bir lamba oldu. Herhangi bir yerden alınabilecek kağıt fenerin tepesinden aşağıya sekiz kurdele sarkıtıp dördünün ucunu balonun sepetiyle birleştirdim. Geriye kalan dört kurdelenin ucuna da uzun aramalar sonucu bulduğum kelebek ve kalpleri bağladım.

En oyalayıcı parçası sepetiydi.İki kat kumaştan biçip, arasına elyaf yerleştirdim. Böylece pofuduk bir görüntüsü oldu.Sepetin etrafına da perdecilerde hazır satılan boncuklardan diktim.

Pembe hippomuz da balon avizemize çok yakıştı.


Kızımızın gelişiyle birlikte, eşimle kurduğumuz, oğlumla büyüttüğümüz ailemiz tamamlanmış oldu.

Her annenin bir kızı olmalı, henüz kızı olmayan canım arkadaşlarıma duyurulur!

5 Nisan 2010 Pazartesi

CANIM KIZIMIN ODASI




Dikişe olan merakımı kızıma hamileyken keşfettim. Sıkıntılı bir hamilelik geçiriyordum ve zamanımın büyük kısmını evde geçiriyordum. Sıkıntıdan patlamamak için kızımın odasını hazırlamaya başladım.
Daha önce oğluma aldığımız mobilyayı zaten beyaz ve ahşap renklerindeydi sadece kulplarını değiştirmek gerekiyordu.Bir mobilyacıya pembe ve fıstık yeşil renklerde çiçek kulplar yaptırdım, odayı da fıstık yeşile boyattık.Perdemizi de pembe organize tülden seçtik.Perdeye renk katmak için pembe ve yeşil boncukları dizip, perdenin üzerinden sarkıttım.
Oğlumdan kalan yatak minderlerini annemle kaplamaya karar verdik.Tabi pembe ve fıstık yeşil renklerini seçtik.Yatak örtüsünün vektminderlerin üzerine hazır organize çiçeklerden serpiştirdik.
Yatağın üzerine hazır satılan dönencelerden takmaktansa tülden kelebekler yapıp taktım.
Hazır satılan kağıt fenerlerin dört tarafından kurdeleler sarkıtıp, kurdelelerin ucuna diktiğim fıstık yeşil sepeti tutturdum.Sepete pembiş bir hippo yerleştirdik.Ucu boşta kalan kurdelelere de taş ve boncuklardan yapılmış kelebek ve kalpleri taktım.
Pembe kumaştan kızımın isminin başharfi olan E harfi diktim, içini elyafla doldurup etrafına yeşil boncuklar diktim.
İnce, uzun bir cam vazo alıp içine fıstık yeşile boyadığım dalları yerleştirdim. Dalların üzerine pembe boncuklar,çiçekler ve pembe ve yeşil tonlarında aldığım tokaları taktık. Çok güzel bir dilek ağacı oldu.
Yine odanın tonlarında bir sepet hazırladım.

Kızımı ziyarete gelenlere ondan bir hediye vermek için fimo hamurundan bebek kafaları yapıp çubuklara taktım ve üzerlerine pembe elbiseler diktim.
Pembe shaggy halımızı da bulunca odamız kızımız için hazırdı.
Doğumdan hemen sonra eve dönünce kapılarımıza ve elbise dolabımızın kapaklarına tüller bağladık ve kapı süslerimizi astık.
Cıvıl cıvıl bir kız odası olmuştu ve en önemlisi nerdeyse herşey benim ellerimden çıkmıştı.

25 Mart 2010 Perşembe

BALON AVİZE VE KANEVİÇE BOY TABLOSU

Oğluma hamileyken çalışıyordum ve pek de ilgim yoktu dikişle nakışla.
Oğluşumun odasını hazırlarken yaptığım tek şey dergi karıştırıp mobilya, aksesuar perde seçmek ve almaktı. Odada özgün olan ve bizim elimizden çıkan sadece iki şey vardı: Balon Avize ve Kaneviçe Boy Tablosu.

Balon avizenin farklı bir modelini ben çok ünlü bir modacının kataloğunda görmüştüm ve afaki bir fiyatı olduğu için içimde kalmıştı.
Anneme anlatınca, hayatım boyunca beğenipte almaya gücüm yetemeyen herşeyde olduğu gibi, 'üzülme kızım ben yaparım' dedi ve odanın perdesinden ve fonundan balon avizeyi dikti. O zamanlar balona küçük bir palyaço yerleştirmiştik şimdiler de ise oğluşum 8 yaşında kocaman bir delikanlı olduğu için, toy story'deki BUZZ balonda uçma keyfini yaşıyor.

Kızıma hamile kalınca onun odasına da böyle bir avize yapmak istedim. Ben biraz daha kolaya kaçıp balon kısmını kağıt avize kullanarak yaptım sadece sepet kısmını diktim. Balondan sarkan aksesuarları da kız odasına uygun daha cicili bicili şeyler seçtim. Oğlumun avizesinde sarkan kurdelelerin ucuna maviş nazar boncukları bağlamıştık.

Kızımın avizesini ilerde ayrıntılı anlatacağım inşallah.

Kaneviçe boy tablosuna gelince onu da annem bir arkadaşında görüp işlemeye heves etmişti. İlk gördüğümde ne yalan söyleyeyim gereksiz gelmişti bana. Annem gözündeki bir rahatsızlıktan dolayı işlemekte zorlanıp yarıda bırakınca, emeği zayi olmasın diyerek ben devam ettim ve böylelikle de fark ettim ki benim ellerim bu işlere yatkın. Ayrıca işlerkende çok hoşuma gitti, ortaya çıkan şey beni çok çok mutlu etti.

Oğluma ziyarete gelen herkese büyük bir gururla gösterdim eserimi hala da çok seviyorum boy tablomu.

Kağıt üzerinde verilecek bir örnek yok ne yazık ki elimde. Ancak isteyen olursa tekrar işleyebilirim, hem de zevkle.

Bebişlerimiz için herşeye değer.