bahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2011 Çarşamba

NİHAYET TEKRAR MERHABA

Sizlerle birşeyler paylaşmayalı bu kadar uzun zaman olduğuna inanamıyorum. Koca bir ay boyunca tek satır yazmamışım. Tabi bu sürenin bir kısmında blogum, bütün bloglar gibi 'mahkeme kararıyla engellenmişti'. Ama bunun dışında benim kendi koşturmacamdan dolayı bu kadar uzun bir ara vermiş oldum.

Sonunda yeni evimize taşındık, aylarca süren tereddütler, araştırmalar sonucu bahçeli bir eve taşınmaya karar verdik. Aslında şahsen ben taşınmaya değil de, eski evimden vazgeçmeye karar verdim.

Evime olan bağlılığımı ve ev değiştirmekle ilgili tereddütlerimi daha önce 'Apartman Dairesi mi, Bahçeli Ev mi?' başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

Yeni evle, taşınmayla ilgili detayları, evimdeki yeni tasarımları ilerleyen günlerde sizinle paylaşacağım.

Şimdilik tek söyleyeceğim, kaplumbağanın evini sırtında taşıması hesabı, insan da sevdikleri gibi yuvasını da gönlünde taşırmış, ben bunu öğrendim. Gerisi dört duvarmış. On üç yılın ardından yadırgarım sanmıştım ama yeni evimiz, içinde uyandığımız ilk sabah yuvamız oldu.

Mutluyuz anlayacağınız, hele çocukların değmeyin keyiflerine....

Bir de havalar ısınır da, İnşallah biz de dostlarımızı bahçemizde ağırlamaya başlayabilirsek daha da mutlu olacağız.

En kısa zamanda görüşmek üzere....

27 Temmuz 2010 Salı

TERASIMIZIN SON HALİ

İşte projemizin bütün ürünlerinin bir arada kendi yerlerindeki görüntüleri.


Bu arada 'minik' yuvarlak yastıkların yapımını istemiş benden. Aslında oldukça kolay ancak yazıyla anlatabilirmiyim bilemiyorum. 45x125cm ölçülerinde düz renk kumaştan bir dikdörtgen kesiyoruz. Kısa kenarlarından kumaşı birleştirip dikiyoruz. Uzun kenarları büzüyoruz. Bu büzülen kenarlar yastıkların orta kısmı oluyor. Desenli kumaştan  10 cm çapında iki daire kesip, büzülen kenarları bu yuvarlakların etrafına dikiyoruz. Yastığı elyafla doldurduktan sonra son olarak pofuduk görüntü verebilmek için, ortadaki yuvarlakların etrafını büyük bir iğneyle yastığın içinden geçerek karşılıklı dikiyoruz. 

Anlatılanla insanın gözünde canlandırması biraz zor ama ne yazık ki elimden gelen ancak bu.




Herkese mutlu salılar ....

19 Temmuz 2010 Pazartesi

BAY FİL VE BAYAN FİL


Kardeşim ve eşinin yeni evlerinin terasını süsleme projemden bahsetmiştim sizlere. Bu projeyle meşgul olduğum için geçen hafta çok fazla bir şey yazamamıştım.

İşte teras projemizin ilk parçaları saksı filler.


Yukarıda gördüğünüz saksıları ev sahiplerimiz kendileri seçip almışlar. Saksılar ham çömlek halindeydi. Filleri teraslarına yerleştirecekleri için terasın pembe-yeşil konseptine uygun olarak süsledik.

Kaplumbağaları sadece gümüşe boyamakla yetindik.

Bahçenin içine yerleştirecekleri sepetleri ise sadece vernikledik.


Fillerimizin ikisini de gümüş renge boyayıp,  Bay ve Bayan fil olarak tasarlamaya karar verdik. Bayan fil için pembe-yeşil tonlarında bir kolye ve halhal yaptım. Gözlerine de yeşil boncuklar yapıştırdık. Bayan fil yeşil gözleriyle alımlı bir fil hatun oldu.


Bay fil haliyle daha sade oldu. Gözleri için beyaz inciler kullandım, boynuna da gümüş renkli kurdeleden papyon niyetine bir fiyonk yaptım.

Fillerimizi de, sonraki günlerde sizinle paylaşacağım diğer parçaları da sadece ben yapmadım, bir ekip çalışmasının ürünleridir.

Buradan sizlerin huzurunda ekip arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Filleri boyarken minicik elleri ve minicik fırçalarıyla bana yardım eden sevgili oğlum ve kızıma,

boyama işinin büyük kısmını bitiren ve içlerine çiçekleri elleriyle diken babişkoma, 

tabi ki bütün tasarıma eşsiz fikirleriyle yön veren canım anneme

çooook teşekkürler.

Teras projemizin diğer parçaları bir sonraki yazıda....

Bizi izlemeye devam ediniz lütfen !!!

15 Temmuz 2010 Perşembe

APARTMAN DAİRESİ Mİ BAHÇELİ EV Mİ ???

Canım kardeşim ve sevgili eşi bahçeli bir ev aldılar. Geçen sene nisan ayında evlendiklerinde bir apartman dairesi almış, aylarca da dekorasyonuyla uğraşmışlardı. Kardeşimin mühendis eşinin de mimar olduğunu belirtirsem sanırım uğraşlarının boyutunu anlarsınız. Epeyce emek vermişlerdi evlerine.

Bahçeli bir ev olasılığı ortaya çıkınca tereddütsüz vazgeçtiler evlerinden ve neredeyse bir hafta içinde taşınıverdiler yeni evlerine.

Bu aralar yeni projem onların teraslarını süslemek. Proje de pek çok tasarım var. Kafamdakilerin ne kadarını gerçekleştirebilirim bilmiyorum ama yakın zamanda sizlerle de paylaşacağım.

Tasarımlardan çok bu aralar zihnimi meşgul eden başka şeyler de var.

Biz evlendiğimizden bu yana yani onbir yıldır aynı evde yaşıyoruz. Bizim için yeterince konforlu olan, ayrıca güzel bir manzarası olan bir apartman dairesi. İki çocuğumuz da bu eve doğdu. Çok güzel anılar var her köşesinde. Doğumgünleri, çocuklarımızın ilk adımları, dostlarla paylaşılan yılbaşı kutlamaları, kahkahalar...

Sadece dört duvar aslında ama ...

Ben mi çok duygusalım ???

Benim için sadece bir ev değil anlayacağınız.

Ama onbir yılın sonunda eskidi elbet iyi bir tadilata ihtiyaç var. Küçük kızımdan dolayı tadilatı biraz daha ertelediğimizden ve ufak tefek dokunuşlarla evime yenilik yapmaya çalıştığımdan bahsetmiştim size.

Aslında son bir yıldır evimize tadilat yapmak mı daha mantıklı yoksa yepyeni bir eve sahip olmak mı tartışması yaşıyoruz kendi aramızda. Yeni bir ev olacaksa da, çocuklarımızın mutluluğu için bahçeli bir ev olmalı diye düşünüyoruz.

Ama bir yıldır ben ne evimden vazgeçebiliyorum ne de bahçeli ev konusunda  bir karara varabiliyorum.

Yaş almanın etkilerinden biri de bu işte. O kadar çok detayı düşünüyorsunuz ki karar vermek çok zor oluyor. Bizim yeni evliler akıllarında bile yokken bir anda karar verip bir haftada taşınıverdiler. Biz hala kararsızız.

Apartman dairesi ve bahçeli evin avantajları ve dezavantajlarını alt alta yazıyorum, kıyaslıyorum... Birini diğerinden öne çıkaramıyorum. 

Sizce ???

Apartmanda yaşamak mı ?

Bahçeli ev mi?

5 Temmuz 2010 Pazartesi

HUZUR DOLU BİR PAZAR


Her ne kadar et sevmez bir insan olsam da mangal sofraları benim için yazın vazgeçilmezidir. Yemyeşil bir bahçede, şık bir sofra, aile veya dostlarla birlikte serin akşam üstlerinde, mangal kokusu eşliğinde yenen köfteler, kanatlar, özellikle de sucuklar.

Et görmeye dayanamayan ben Kayserili olmaktan mıdır bilmem, bayılıyorum sucuğa pastırmaya. Bir de mangalda pişerse, of of dayanamam.



Yaz bu sene bir türlü gelemedi bizim buralara. Biz de bir türlü bütün aile toplanamadık. Nerdeyse yazın ortasını bulduğumuz şu günlerde nihayet biz biraraya gelip yazın ilk mangalını yakabildik bu pazar.

Oğluşumun masanın yanında poz vermesinin sebebi ne?

Sebep işte bu salata. Oğluşum elleriyle süsledi. Ortadaki domatese ayrıca dikkat!

Mangal canım kardeşime emanetti.

Közlenmiş soğanlar, kırmızı biberler ve domatesler Gülşah'cığımın ellerinden.

Hep beraber soframızı hazırladık, hep beraber keyifli bir sohbetle midelerimizi tıka basa doldurduk.

Organik yumurtalarını bizden esirgemeyen tavuklarımız.




İnsanın tenini okşayan hafif bir esinti, ışıl ışıl bir güneş, mis çiçek kokuları, çam ağaçlarının serin gölgesi ve aile sıcaklığı..... Herşey huzur doluydu. Uzun zamandır bu kadar gevşememiştim ve uzun zamandır bu kadar da yememiştim.

Huzur.............

En büyük zenginlik bence budur!

12 Mayıs 2010 Çarşamba

KAHVE BAHANE, OTEL ŞAHANE

Bütün kahvelerle aram iyi olmuştur ama benim için kahvenin ifade ettiği mis kokulu Türk kahvesidir. Hayatımda önemli bir rolü vardır kahvenin, mesela hep bir 'kahve' içmek için uğrarım arkadaşlarıma, en yoğun işlerime 'kahve' içmek için ara veririm. Çocukları uyuttuktan sonra eşimle karşılıklı içtiğimiz birer fincan kahve günün bütün yorgunluğunu üzerimizden atmaya yeter.

Ama kahve içmek için bulduğumuz öyle bir yer var ki, orada kahve bahanedir asıl amaç şahane atmosferdir.

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > Central courtyard with outdoor patio of Seasons Restaurant.

Bahsettiğim yer Four Seasons Hotel, İstanbul.

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > Angled view of facade of Hotel from street level (vertical shot).

Yıllar önce bu otelle ilgili bir belgesel seyretmiştim. Binanın tarihi inanılmaz anılarla doluydu. Bildiğiniz gibi eskiden pek çok ünlü ismin de konakladığı bir hapishaneydi, şimdilerde ise çok şık ve çok konforlu bir otel! Sizce de ironik değil mi?

Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet > View of courtyard and Blue Mosque from only two guest rooms – foreground table-top set-up.


Her fırsat bulduğumuzda binanın ortasındaki büyük avluya tanzim edilmiş şahane bahçede kahve içmek bizim için bir alışkanlık oldu. Kahvenin şu şık sunumuna bakarmısınız.


Yukarıdaki görüntüde bir eksik var, o da kahveyle birlikte servis edilen minik lokumlar.
Kızım ve oğlum birbirleriyle yarışırcasına, hayatlarında ilk kez lokum görmüş gibi saldırdıkları için şu an görüntüde yoklar.

Tarihinin,şahane bahçesinin, şık kahve sunumlarının,  Sultanahmet meydanına ve camiine yakınlığının yanısıra daha pek çok şey var bu otelde beni çeken. Bir kere otelin her köşesinde orkideler, güller, mis kokulu çiçekler karşılıyor sizi.Tek bir güle bile dayanamayan beni o çiçekler arasında bir düşünün.

 

Otelin kapısına yöneldiğiniz anda sıcak bir gülümsemeyle sizi karşılayan ve otelde kaldığınız süre boyunca size dünyanın en önemli insanı gibi davranan muhteşem çalışanları, havaların ısınmasıyla cam sebillerde sundukları elma, limon veya nane aromalı buz gibi suları, her adımınıza eşlik eden temizlik, özen, samimiyet, şıklık, çocuklarımızın uygunsuz her davranışına gösterdikleri sabır, ve dahası...

Geçmiş yıllarda Avrupa'nın en iyi oteli seçilmiş olması benim için şaşırtıcı değil.

Evimden başka bir yerde yaşamam gerekse tek tercihim olurdu bu otel, tabi param yeterse.

Henüz ziyaret etmediyseniz bence bu deneyimi yaşamalısınız.