bebek odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2010 Salı

AY DEDE EVİN NEREDE?


Ay Dede bizim evde her gün ismi geçen yakın ve çok sevilen bir aile dostu gibi. Oğlum da bu yaşlardayken bayılırdı, şimdi kızım da havanın kararmaya başladığını farkettiği an, o küçücük kafasını göğe kaldırıp dakikalarca Ay Dede arıyor. O gün henüz görüş alanımızda değilse başlıyoruz şarkı söylemeye:

Ay Dede 
evin nerede?
iki taşın arası
yağ getir bal getir
ben yiyim sen bak
senin adın tombak!

Sonra tekrar arıyoruz Ay Dede yi hala yok, bu sefer meraklı gözlerle soruyor:

Anne, Ay Dede nerede? Uyuyor mu? Evine mi ditti?

Nedendir bilmem, ayın bir sempatisi var. Bu yüzden de çok kullanılan bir figür. 



Çok yakın bir zamanda kuzenim in bir bebeği olacak. Yeni evli çiftimiz de aileler de bebek için çok heyecanlı. Ben de bir kapı süsü yaparak hazırlıklara katkı da bulunmak istedim. Daha önceki kapı çelenklerinden farklı bir şeyler yapmak istedim. Anneciğimin önerisiyle mavi beyaz bir aydede tasarladık.

Çok başarılı fotoğraflar çekememişim ne yazık ki, ama bence şık ve değişik oldu.



Tabi tüllerle süslenmiş bir kapıda, bir de içine oturtacağımız bebek veya ayıcık eklenince çok daha şık görünecek. 

Anne ve babasının bebeklerine hayırla kavuşmaları dileğiyle.

16 Haziran 2010 Çarşamba

HOŞGELDİN BEBEK 2


Daha önce Hayriş'imin yakışıklı oğlu için maviş bir çelenk hazırlamıştım. O çelengi de 'HOŞGELDİN BEBEK' adlı yazımda sizinle paylaşmıştım.

O çelengi çok beğenen annem, çok yakın bir arkadaşının doğacak ilk torunu için pembiş bir çelenk yapmamı istedi benden.

Pembeye olan zaafım malum, zevkle hazırladım pembiş çelengi.




Bebeğimiz pazartesi günü, tam da benim doğumgünümde, dünyaya geldi.

Bebeğe dünyamıza hoşgeldin derken, annesine geçmiş olsun diliyorum.

8 Haziran 2010 Salı

PEMBE KELEBEKLER



Pembe rengin benim için bir sevda olduğundan daha önce bahsetmiştim.Kelebeklere gelince eşim ve benim için özel bir yeri var. Her çiftin birbirine hitap ederken kullandığı o çifte özel sözler vardır. Kimi aşkım der, kimi canım, kimi kuşum biz de kelebeğim deriz.Her ne kadar kelebeğin o zarif görüntüsünden çok uzakta olsam da, özellikle eşim bana genelde böyle seslenir. Onun  içindir ki tercihlerimiz de hep kelebek desenli, kelebek figürlü şeylere yöneliktir.

Kızımızın doğumunu beklerken dokuz ay boyunca ondan minik kelebek diye bahsettik. Odasını hazırlarken de en çok kelebek figürleri kullandım. Balon avizesinde, perdesinde, yatak örtüsünde ve süslemelerinde.



Bebeklerin dikkatini çeksin diye yataklarının üzerine dönen, müzik çalan oyuncaklar asılır, biliyorsunuz. Yanılmıyorsam bu oyuncaklara dönence deniliyor. Oğlumdan kalan bir dönencemiz vardı fakat hem kızımın odasının konseptine uygun olsun, hem de hemen her parçasını ellerimle yaptığım odaya hazır bir aksesuar katmayayım diye biraz tel, biraz tül, kurdele ve boncukla pembe kelebekler yaptım.

Kelebekleri yukarıdan cibinliğe iliştirip, aşağıya doğru sarkıttık. Odadaki hareketle hafif sallanıp, uçuşan bir görüntü veren kelebeklerimiz zamanla kızımın da dikkatini çekti, hoşuna gitti. Ancak ayakta durmaya başlamasıyla kelebekleri yaklamak için zıplarken kendine bir zarar verebilir endişesiyle bir süre kaldırdık kelebeklerimizi. Artık daha bilinçli bir küçük hanımefendi olduğu için kelebeklerimiz yeniden odamıza dahil oldu. Bu vesileyle sizinle de paylaşmak istedim.

Herkese bol kelebekli günler.

Bu vesileyle benim kelebeğime de sevgiler.

14 Mayıs 2010 Cuma

HAYATIMIZIN BAŞHARFİ


Size de oluyormu bilmem, bazen herşey öyle üst üste gelip sıkıyorki insanı durdurun dünyayı inecek var diyesim geliyor.Bugün de öyle bir gündü, kızımın yaramazlığı üstündeydi.Akşam babamız geldiğinde artık kulaklarımdan dumanlar çıkıyordu. Neyse ki canım kocacığım tek bakışımla anlar halimi, çocukları toparlayıp parka götürdü. Böylece kendime zaman ayırıp biraz dinlendim. 

Bugün için ne yazacağımı düşünürken gözüme kızımın odasındaki 'E' harfi takıldı. 

'E' harfi eşim ve benim için hayatımızın başharfi, çünkü oğlumuzun da, kızımızın da adı 'E' ile başlıyor. O harfe bakarken daha ondört onbeş yaşında bir öğrenciyken EFE adında bir oğlum ve ECE adında bir kızım olsun diye hayaller kurduğumu hatırladım. 

Birden sabahtan beri gerilmiş olan bütün sinirlerim gevşedi. Ne kadar şanslı bir insan olduğumu, Yüce Rabbimin bana hayal ettiğim çocukları ve eşi bahşettiğini farkettim. 

Şükürler olsun...

Kızımın odasını süslemek için yaptığım 'E' harfini bu vesileyle sizinle paylaşmak istedim.

Önceden çıkardığım harfin kalıbıyla iki kat kumaş kesip etrafını diktim.Küçük bir boşluk bırakıp, oradan elyaf doldurdum. Harfin etrafına hazır dizilmiş boncukları geçirdim.



'E' harfi demişken bu da kızımıza hoşgeldin yazımız. Bu yazının altına da küçük harflerle isminin bütün harflerini aynı metodla yaptım.Altta yazan ne diyen çok oldu gerçi ama bence gayet anlaşılırdı. Hoşgeldin yazımız hala kızımızın odasının kapısında asılı. Kızımızın odasına gelenleri karşılıyor.


6 Mayıs 2010 Perşembe

KIZIMIN BALON LAMBASI


Kızıma sahip olacağımı öğrendiğim o günden sonra benim için herşey çok farklıydı artık. O kadar çok dua etmiş, o kadar çok hayal kurmuş, onun için o kadar umut biriktirmiştimki. Aylarca her doktor randevumuzda henüz belli olamayacağını bildiğim halde doktorumu kız mı diye sorarak bezdirmiştim.
O gün, doktorumuz evet güzel bir kızımız olacak dediğinde mutluluğumu anlatamam, dünyalar benim olmuştu. Günlerce ağzım kulaklarımda, gözümde mutluluk gözyaşlarıyla gezdim. Hamileliğimin bundan sonraki dönemi de kızım için hazırlık yapmakla geçti.
Doğum odamızdan ve kızımın odasından daha önce bahsetmiştim. Bu sefer özellikle balon lambasını sizlerle paylaşmak istedim.



Çok basit ama gayet şık bir lamba oldu. Herhangi bir yerden alınabilecek kağıt fenerin tepesinden aşağıya sekiz kurdele sarkıtıp dördünün ucunu balonun sepetiyle birleştirdim. Geriye kalan dört kurdelenin ucuna da uzun aramalar sonucu bulduğum kelebek ve kalpleri bağladım.

En oyalayıcı parçası sepetiydi.İki kat kumaştan biçip, arasına elyaf yerleştirdim. Böylece pofuduk bir görüntüsü oldu.Sepetin etrafına da perdecilerde hazır satılan boncuklardan diktim.

Pembe hippomuz da balon avizemize çok yakıştı.


Kızımızın gelişiyle birlikte, eşimle kurduğumuz, oğlumla büyüttüğümüz ailemiz tamamlanmış oldu.

Her annenin bir kızı olmalı, henüz kızı olmayan canım arkadaşlarıma duyurulur!

27 Nisan 2010 Salı

HEPİMİZİ LEYLEKLER GETİRDİ!


Sanırım aramızda seni leylekler getirdi denmemiş kimse yoktur. Leyleklerle doğum arasında herzaman sempatik bir bağ olmuştur.Leyleğin gagasının ucunda sallanan kundakta bir bebek!
Kızımın doğum odası için süsler hazırlarken pembe bir leylek yapma fikri çok sevimli geldi bana. Leyleği kalın bir kartonun üzerine çizip iki ayrı leylek kestim. Kalın olması için iki kartonun arasına strafor koyup bantladım. bantlanmış leyleklere pofuduk bir görüntü vermek için üzerini elyafla sardım. Leyleğin kanadını ayrı bir parça olarak bedeniyle aynı şekilde yapıp sonradan üzerine ekledim. elyaflanmış kartonları pembe kumaşla kapladım. gagası için iki çubuğu gaga açısı oluşturacak şekilde bantlayıp üzerini kurdeleyle sardım.
ayakları içinse pipetleri saten kurdeleyle kapladım. Pipetlerin kıvrımlı kısımları ayaklar oldu. Ayakları belirginleştirmek için tüy yapıştırdım. Gerisi kolaydı, leyleği boncuklarla, incilerle süsledim. Ağzında taşıyacağı bebek için mendil büyüklüğünde bir battaniye kestim ve kurdelelerle, boncuklarla süsüledim. Hazır aldığım bebeği battaniyesine yerleştirip leyleğin gagasına iliştirince leyleğimiz kapımızı süslemeye hazırdı.

Alışılmışın dışında, esprili bir kapı süsü oldu. tüller ve kurdeleler yardımıyla daha da şık bir görüntü elde ettik.
Leyleğimiz hala kızımın odasını süslemeye devam ediyor.

5 Nisan 2010 Pazartesi

CANIM KIZIMIN ODASI




Dikişe olan merakımı kızıma hamileyken keşfettim. Sıkıntılı bir hamilelik geçiriyordum ve zamanımın büyük kısmını evde geçiriyordum. Sıkıntıdan patlamamak için kızımın odasını hazırlamaya başladım.
Daha önce oğluma aldığımız mobilyayı zaten beyaz ve ahşap renklerindeydi sadece kulplarını değiştirmek gerekiyordu.Bir mobilyacıya pembe ve fıstık yeşil renklerde çiçek kulplar yaptırdım, odayı da fıstık yeşile boyattık.Perdemizi de pembe organize tülden seçtik.Perdeye renk katmak için pembe ve yeşil boncukları dizip, perdenin üzerinden sarkıttım.
Oğlumdan kalan yatak minderlerini annemle kaplamaya karar verdik.Tabi pembe ve fıstık yeşil renklerini seçtik.Yatak örtüsünün vektminderlerin üzerine hazır organize çiçeklerden serpiştirdik.
Yatağın üzerine hazır satılan dönencelerden takmaktansa tülden kelebekler yapıp taktım.
Hazır satılan kağıt fenerlerin dört tarafından kurdeleler sarkıtıp, kurdelelerin ucuna diktiğim fıstık yeşil sepeti tutturdum.Sepete pembiş bir hippo yerleştirdik.Ucu boşta kalan kurdelelere de taş ve boncuklardan yapılmış kelebek ve kalpleri taktım.
Pembe kumaştan kızımın isminin başharfi olan E harfi diktim, içini elyafla doldurup etrafına yeşil boncuklar diktim.
İnce, uzun bir cam vazo alıp içine fıstık yeşile boyadığım dalları yerleştirdim. Dalların üzerine pembe boncuklar,çiçekler ve pembe ve yeşil tonlarında aldığım tokaları taktık. Çok güzel bir dilek ağacı oldu.
Yine odanın tonlarında bir sepet hazırladım.

Kızımı ziyarete gelenlere ondan bir hediye vermek için fimo hamurundan bebek kafaları yapıp çubuklara taktım ve üzerlerine pembe elbiseler diktim.
Pembe shaggy halımızı da bulunca odamız kızımız için hazırdı.
Doğumdan hemen sonra eve dönünce kapılarımıza ve elbise dolabımızın kapaklarına tüller bağladık ve kapı süslerimizi astık.
Cıvıl cıvıl bir kız odası olmuştu ve en önemlisi nerdeyse herşey benim ellerimden çıkmıştı.