bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2011 Pazartesi

GÖBEK BAĞI MESELESİ !!!

Başka yerlerde var mıdır bu adet bilemiyorum, ancak biz de yeni doğmuş bebeğin göbeği düşünce, (ki burada göbek olarak bahsettiğim bebeği anne karnında annesine bağlayan kordonun kesilmesiyle bebeğin göbeğinde kalan kısmı) bebeğin hayatının nasıl yönlenmesini istiyorsa ona göre bir yere gömer ailesi.

Mesela benim göbeğimi, annem ve babam üniversitenin bahçesine gömmüşler. İlkokula ilk adım attığım andan itibaren okulu, ders çalışmayı seven bir insan oldum. Otuzlu yaşlarımın ortasını bulduğum halde hala ders çalışıyor, sınavlara hazırlanıyor olmamda  bu durumun etkisi var mıdır bilemiyorum.

Oğlum doğduğu zaman göbeğini nereye gömeceğimi bilemeyip yıllarca sakladım. Ta Amerika'ya götürdüm, niyetim NYU veya Guggenheim Müzesinin bahçesine gömmekti, ancak dünyanın bir ucuna gidip geri dönmemesinden korkup vazgeçtim.

Daha sonra İstanbul'da Boğaziçi Üniversitesine gömeyim dedim ama her İstanbul seyahati öyle yoğun geçti ki fırsat bulamadım.

Bu arada kızım doğdu, gömülecek bir göbeğimiz daha oldu. Ve nihayet bu sene biz iki kardeşin göbeğini birlikte O.D.T.Ü.'nün içindeki caminin bahçesine gömdük.

Sadece bir alışkanlık belki ama benim için önemliydi. Şimdi içim rahat. İnşallah iki kardeş ömürleri boyunca hiç ayrılmazlar, hem başarılı bir öğrenim hayatları olur, hem de dini inançlarına bağlı yaşarlar.

Bu günlerde kafamı kitaplara gömüp ders çalışmakla meşgul olduğum için aklıma geldi bu göbek bağı meselesi, sizlerle de paylaşmak istedim.

Bu arada bir önceki yazıma yorum bırakıp, beni yüreklendiren, moral veren canım arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. 

Herkese kucak dolusu sevgiler...

24 Aralık 2010 Cuma

O BİR KÜÇÜK HANIMEFENDİ


Yazılarım da sık sık bahsediyorum, hep bir kızım olsun istedim, cicili bicili giydirebileciğim, süsleyebileceğim, saçlarını yapabileceğim şeker bir kızım olsun istedim. 

Şükürler olsun Yüce Rabbime istediğim gibi bir kız evlat verdi bana. 


O tam bir küçük hanımefendi. Her kız çocuğu süse püse meraklıdır ama benim kızım sanki süslenmek, giyinip, kuşanmak için doğmuş.

Yukarıda gördüğünüz kıyafeti Kurban Bayramı için dikmiştim kızıma. Ancak sadece bayramın ilk günü aile ziyaretleri yaptığımız ve ikinci gün seyahate çıktığımız için sadece bir kez giyebildi. O gün de bayram telaşından  detaylı fotoğraflar çekemedik.


Dayımızın doğumgünü vesilesiyle kızım cici kıyafetini giyebildi. Biz de rahatça hanımefendiyi fotoğraflayabildik. 


Kıyafet çok detaylı gibi görünse de kafamda tasarladıktan sonra üç saat gibi kısa bir sürede diktim. Etek için tafta ve tül, bluz için penye ve tül kullandım. Bluzun göğsündeki bebek broş belki dikkatinizi çekmiştir. 

Bu broşu kendime diktiğim bir tunik için tasarlamıştım, sizinle de 'Kokoş Hanım' başlıklı yazımda paylaşmıştım. Kızımın yoğun ilgisi sebebiyle ancak bir kaç defa kullanabildiğim broşumu bu kıyafete ekledim. 

24 Ağustos 2010 Salı

AY DEDE EVİN NEREDE?


Ay Dede bizim evde her gün ismi geçen yakın ve çok sevilen bir aile dostu gibi. Oğlum da bu yaşlardayken bayılırdı, şimdi kızım da havanın kararmaya başladığını farkettiği an, o küçücük kafasını göğe kaldırıp dakikalarca Ay Dede arıyor. O gün henüz görüş alanımızda değilse başlıyoruz şarkı söylemeye:

Ay Dede 
evin nerede?
iki taşın arası
yağ getir bal getir
ben yiyim sen bak
senin adın tombak!

Sonra tekrar arıyoruz Ay Dede yi hala yok, bu sefer meraklı gözlerle soruyor:

Anne, Ay Dede nerede? Uyuyor mu? Evine mi ditti?

Nedendir bilmem, ayın bir sempatisi var. Bu yüzden de çok kullanılan bir figür. 



Çok yakın bir zamanda kuzenim in bir bebeği olacak. Yeni evli çiftimiz de aileler de bebek için çok heyecanlı. Ben de bir kapı süsü yaparak hazırlıklara katkı da bulunmak istedim. Daha önceki kapı çelenklerinden farklı bir şeyler yapmak istedim. Anneciğimin önerisiyle mavi beyaz bir aydede tasarladık.

Çok başarılı fotoğraflar çekememişim ne yazık ki, ama bence şık ve değişik oldu.



Tabi tüllerle süslenmiş bir kapıda, bir de içine oturtacağımız bebek veya ayıcık eklenince çok daha şık görünecek. 

Anne ve babasının bebeklerine hayırla kavuşmaları dileğiyle.

16 Haziran 2010 Çarşamba

HOŞGELDİN BEBEK 2


Daha önce Hayriş'imin yakışıklı oğlu için maviş bir çelenk hazırlamıştım. O çelengi de 'HOŞGELDİN BEBEK' adlı yazımda sizinle paylaşmıştım.

O çelengi çok beğenen annem, çok yakın bir arkadaşının doğacak ilk torunu için pembiş bir çelenk yapmamı istedi benden.

Pembeye olan zaafım malum, zevkle hazırladım pembiş çelengi.




Bebeğimiz pazartesi günü, tam da benim doğumgünümde, dünyaya geldi.

Bebeğe dünyamıza hoşgeldin derken, annesine geçmiş olsun diliyorum.

14 Mayıs 2010 Cuma

HAYATIMIZIN BAŞHARFİ


Size de oluyormu bilmem, bazen herşey öyle üst üste gelip sıkıyorki insanı durdurun dünyayı inecek var diyesim geliyor.Bugün de öyle bir gündü, kızımın yaramazlığı üstündeydi.Akşam babamız geldiğinde artık kulaklarımdan dumanlar çıkıyordu. Neyse ki canım kocacığım tek bakışımla anlar halimi, çocukları toparlayıp parka götürdü. Böylece kendime zaman ayırıp biraz dinlendim. 

Bugün için ne yazacağımı düşünürken gözüme kızımın odasındaki 'E' harfi takıldı. 

'E' harfi eşim ve benim için hayatımızın başharfi, çünkü oğlumuzun da, kızımızın da adı 'E' ile başlıyor. O harfe bakarken daha ondört onbeş yaşında bir öğrenciyken EFE adında bir oğlum ve ECE adında bir kızım olsun diye hayaller kurduğumu hatırladım. 

Birden sabahtan beri gerilmiş olan bütün sinirlerim gevşedi. Ne kadar şanslı bir insan olduğumu, Yüce Rabbimin bana hayal ettiğim çocukları ve eşi bahşettiğini farkettim. 

Şükürler olsun...

Kızımın odasını süslemek için yaptığım 'E' harfini bu vesileyle sizinle paylaşmak istedim.

Önceden çıkardığım harfin kalıbıyla iki kat kumaş kesip etrafını diktim.Küçük bir boşluk bırakıp, oradan elyaf doldurdum. Harfin etrafına hazır dizilmiş boncukları geçirdim.



'E' harfi demişken bu da kızımıza hoşgeldin yazımız. Bu yazının altına da küçük harflerle isminin bütün harflerini aynı metodla yaptım.Altta yazan ne diyen çok oldu gerçi ama bence gayet anlaşılırdı. Hoşgeldin yazımız hala kızımızın odasının kapısında asılı. Kızımızın odasına gelenleri karşılıyor.


27 Nisan 2010 Salı

HEPİMİZİ LEYLEKLER GETİRDİ!


Sanırım aramızda seni leylekler getirdi denmemiş kimse yoktur. Leyleklerle doğum arasında herzaman sempatik bir bağ olmuştur.Leyleğin gagasının ucunda sallanan kundakta bir bebek!
Kızımın doğum odası için süsler hazırlarken pembe bir leylek yapma fikri çok sevimli geldi bana. Leyleği kalın bir kartonun üzerine çizip iki ayrı leylek kestim. Kalın olması için iki kartonun arasına strafor koyup bantladım. bantlanmış leyleklere pofuduk bir görüntü vermek için üzerini elyafla sardım. Leyleğin kanadını ayrı bir parça olarak bedeniyle aynı şekilde yapıp sonradan üzerine ekledim. elyaflanmış kartonları pembe kumaşla kapladım. gagası için iki çubuğu gaga açısı oluşturacak şekilde bantlayıp üzerini kurdeleyle sardım.
ayakları içinse pipetleri saten kurdeleyle kapladım. Pipetlerin kıvrımlı kısımları ayaklar oldu. Ayakları belirginleştirmek için tüy yapıştırdım. Gerisi kolaydı, leyleği boncuklarla, incilerle süsledim. Ağzında taşıyacağı bebek için mendil büyüklüğünde bir battaniye kestim ve kurdelelerle, boncuklarla süsüledim. Hazır aldığım bebeği battaniyesine yerleştirip leyleğin gagasına iliştirince leyleğimiz kapımızı süslemeye hazırdı.

Alışılmışın dışında, esprili bir kapı süsü oldu. tüller ve kurdeleler yardımıyla daha da şık bir görüntü elde ettik.
Leyleğimiz hala kızımın odasını süslemeye devam ediyor.

30 Mart 2010 Salı

HOŞGELDİN BEBEK


Arkadaş edinmek benim için her zaman zordu ama bir kere arkadaş oldum mu da kolay kolay bırakmam arkadaşımı.Hatırladığım en eski arkadaşım Hayrişim geçen ay ikinci defa anne oldu.Küçük prensesimize yakışıklı bir kardeş geldi. Başka bir şehirde yaşadığı için ilk doğumunda olduğu gibi ikincisinde de yanında olamadım arkadaşımın. Bedenen olmasa da manen onun yanında olduğumu hissettirebilmek amacıyla bebeğini karşılayacağı odasını süslemesi için bir kapı çelengi hazırladım ve doğumdan önce gönderdim.İstediği yerden en güzel çelengi alabilirdi tabi ama ben kendi elimden çıkmış, kendi zevkimle yapılmış birşeyler hediye ederek arkadaşımın benim için ne kadar özel olduğunu göstermek istedim.

Hediyemi alır almaz beni aradı, çok beğendiğini ama özellikle onu düşünüp, onun için emek verdiğim için çok mutlu olduğunu söyledi.

Hayrişim seni çoook seviyorum!

Eşinle, çocuklarınla birlikte dilediğin herşeyin gerçek olduğu huzurlu, sağlıklı, mutlu, upuzun bir ömür diliyorum sana...

Çelenk yapımına gelince; hazır satılan ahşap bir daire alıp etrafını elyafla sardım. Elyafın üzerini dıştan görünmesini engellemek için tekrar geniş mavi kurdeleyle sardım.Dairenin dış kısmına sıcak silikonla hazır aldığım mavi tüyü yapıştırdım.Tüyün üzerine aldığım küçük, mavi aksesuarları, gümüş kalpleri,parlak taşları ve mavi hello kittyleri serpiştirdim.Çelengin altından sarkması için uzun bir mavi tül hazırladım.Tülün üzerine parlak taşlar yapıştırdım.Son olarak bir tebrik kartı hazırlayıp çelenge eklemeyi de ihmal etmedim.

Hazırlaması gayet zevkliydi, ortaya çıkan sonuçta beni memnun etti.

Denemek isteyenlere kolay gelsin.

25 Mart 2010 Perşembe

BALON AVİZE VE KANEVİÇE BOY TABLOSU

Oğluma hamileyken çalışıyordum ve pek de ilgim yoktu dikişle nakışla.
Oğluşumun odasını hazırlarken yaptığım tek şey dergi karıştırıp mobilya, aksesuar perde seçmek ve almaktı. Odada özgün olan ve bizim elimizden çıkan sadece iki şey vardı: Balon Avize ve Kaneviçe Boy Tablosu.

Balon avizenin farklı bir modelini ben çok ünlü bir modacının kataloğunda görmüştüm ve afaki bir fiyatı olduğu için içimde kalmıştı.
Anneme anlatınca, hayatım boyunca beğenipte almaya gücüm yetemeyen herşeyde olduğu gibi, 'üzülme kızım ben yaparım' dedi ve odanın perdesinden ve fonundan balon avizeyi dikti. O zamanlar balona küçük bir palyaço yerleştirmiştik şimdiler de ise oğluşum 8 yaşında kocaman bir delikanlı olduğu için, toy story'deki BUZZ balonda uçma keyfini yaşıyor.

Kızıma hamile kalınca onun odasına da böyle bir avize yapmak istedim. Ben biraz daha kolaya kaçıp balon kısmını kağıt avize kullanarak yaptım sadece sepet kısmını diktim. Balondan sarkan aksesuarları da kız odasına uygun daha cicili bicili şeyler seçtim. Oğlumun avizesinde sarkan kurdelelerin ucuna maviş nazar boncukları bağlamıştık.

Kızımın avizesini ilerde ayrıntılı anlatacağım inşallah.

Kaneviçe boy tablosuna gelince onu da annem bir arkadaşında görüp işlemeye heves etmişti. İlk gördüğümde ne yalan söyleyeyim gereksiz gelmişti bana. Annem gözündeki bir rahatsızlıktan dolayı işlemekte zorlanıp yarıda bırakınca, emeği zayi olmasın diyerek ben devam ettim ve böylelikle de fark ettim ki benim ellerim bu işlere yatkın. Ayrıca işlerkende çok hoşuma gitti, ortaya çıkan şey beni çok çok mutlu etti.

Oğluma ziyarete gelen herkese büyük bir gururla gösterdim eserimi hala da çok seviyorum boy tablomu.

Kağıt üzerinde verilecek bir örnek yok ne yazık ki elimde. Ancak isteyen olursa tekrar işleyebilirim, hem de zevkle.

Bebişlerimiz için herşeye değer.