6 Nisan 2011 Çarşamba

NİHAYET TEKRAR MERHABA

Sizlerle birşeyler paylaşmayalı bu kadar uzun zaman olduğuna inanamıyorum. Koca bir ay boyunca tek satır yazmamışım. Tabi bu sürenin bir kısmında blogum, bütün bloglar gibi 'mahkeme kararıyla engellenmişti'. Ama bunun dışında benim kendi koşturmacamdan dolayı bu kadar uzun bir ara vermiş oldum.

Sonunda yeni evimize taşındık, aylarca süren tereddütler, araştırmalar sonucu bahçeli bir eve taşınmaya karar verdik. Aslında şahsen ben taşınmaya değil de, eski evimden vazgeçmeye karar verdim.

Evime olan bağlılığımı ve ev değiştirmekle ilgili tereddütlerimi daha önce 'Apartman Dairesi mi, Bahçeli Ev mi?' başlıklı yazımda sizinle paylaşmıştım.

Yeni evle, taşınmayla ilgili detayları, evimdeki yeni tasarımları ilerleyen günlerde sizinle paylaşacağım.

Şimdilik tek söyleyeceğim, kaplumbağanın evini sırtında taşıması hesabı, insan da sevdikleri gibi yuvasını da gönlünde taşırmış, ben bunu öğrendim. Gerisi dört duvarmış. On üç yılın ardından yadırgarım sanmıştım ama yeni evimiz, içinde uyandığımız ilk sabah yuvamız oldu.

Mutluyuz anlayacağınız, hele çocukların değmeyin keyiflerine....

Bir de havalar ısınır da, İnşallah biz de dostlarımızı bahçemizde ağırlamaya başlayabilirsek daha da mutlu olacağız.

En kısa zamanda görüşmek üzere....

24 Şubat 2011 Perşembe

KARŞINIZDA BALERİN KIZIM


Bebekliğinden itibaren müziğe özellikle de dansa karşı özel bir ilgisi var kızımın. Henüz altı aylıkken bile bir melodi duyunca ellerini havaya kaldırıp sallanmaya başlardı.

Dansa olan ilgimiz son zamanlarda, 'Yok Böyle Dans' yarışmasının da katkısıyla tavan yapmış durumda. Fena da dans etmiyor hani. Kendine özgü figürleriyle, her türlü müziğe uyum sağlayıp dans ediyor. 

Dans ederken olmazsa olmazımız da bol etekler ve elbiseler. Dans ederken eteklerinin uçuşması çok hoşuna gidiyor.


Gelecek pazartesi kızımın 3. doğum günü. Doğum günü hediyesi olarak bir balerin kıyafeti dikmek istedim. Kıyafetimizin daha pek çok detayı var ama onları tamamlamayı bekleyemedi benim cadı kızım.

O kadar çok sevdiki kıyafeti bütün gün üzerinden çıkarmadı. Yatağa giderken dil dökerek, zorla çıkardım cicilerini. Yarın sabah uyanır uyanmaz giyilmek üzere odasında bekliyor, balerin kostümümüz. 


Doğum günü kutlamamızda kıyafetimizi diğer detayları tamamlanmış olarak sizlerle tekrar paylaşmak üzere hoşçakalın.


15 Şubat 2011 Salı

SEVGİLİ OLABİLENLERİN SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN !


Kim ne düşünür bilmem ama bizim için özel ve kutlanması elzem bir gündür 'Sevgililer Günü'. 

'Sevgilim' diyerek gönlünüzün en kıymetli tahtına oturttuğunuz o özel insanla, sevgili olabilmeyi kutlamak neden anlamsız olsun ki?
  
Tamam pek çok insan için ticari bir amacı var bugünün ama bizim için sadece birlikteliğimizi kutlamak için bir araç.

Bir de evli, çocuk sahibi çiftlerin 'biz sevgili miyiz ki?' savunmaları var tabi.

Haklılar belki, yıllarca süren bir evliliğin içinde çocuk sahibi olabilse de karşısındakini sevmeyi becerememiş pek çok insan var.

Biz belki de en önce sevgili olduk eşimle. Zamanla pek çok sıfat daha ekledik ilişkimize; eş olduk, arkadaş olduk, yoldaş olduk, dost olduk, sırdaş olduk, anne ve baba olduk.... Ama sevgili olmamızın önüne koymadık hiçbirini, sevgili kalmayı başardık.

Birbirimizi olduğumuz gibi sevebilmeyi, sevilmeye değer erdemlerimizin yanında zaaflarımızla, hatalarımızla, eksiklerimizle kabul edebilmeyi başardık. 

Çok çetin yollardan, dik yokuşlardan, fırtınalı günlerden sonra bile el ele kalmayı becerdik.

Biz sevgili olabildik....

Bu sebeple de bu günü kutlamak hakkımız.

Kutlamadan kastımız hediyeler, güller, pırlantalar, şaşalı yemekler değil.

Sadece birbirimize ayıracağımız bir kaç saat...

Bu sene için planımız o bir kaç saatte romantik bir yemek yiyip,  keyifli bir aşk filmi seyretmek.

Sevgili olabilen veya sevgili kalabilen bütün çiftlerin, 

Sevgililer Günü Kutlu Olsun !!! 

14 Şubat 2011 Pazartesi

MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN !

Bugün malumunuz 14 şubat, ancak hicri takvime göre bugünün çok daha önemli bir anlamı var. Bu sebeple 'Sevgililer Günü' yazımı da, kutlamamızı da yarına erteledik.

Bugün, 'Mevlid Kandili'. Sevgili Peygamberimizin dünyayı şereflendirişinin yıl dönümü.

Bu kutlu doğum gününü layıkıyla kutlayabilmeniz dileğiyle,

MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN !



Not: Bir önceki yazımda bahsettiğim sınavla ilgili tebriklerini gönderen arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.
Sevgili Sibel ne sınavına girdiğimi ve hangi mesleğe başlayacağımı merak etmiş. Sigorta Eksperi olmaya hak kazandım. İnşallah yakın zamanda mesleğimi yapmaya başlayacağım. İlgilenen herkese çok teşekkürler.

11 Şubat 2011 Cuma

MÜJDELER OLSUN !!!

Sınavdan çıktığımdan beri boğucu bir iç sıkıntısı yakamı bırakmıyordu.

Nihayet bugün mutlu haberi aldım ;

Sınavı geçmişim !!!

Aylardır süren koşuşturma hayırlısıyla nihayet buldu, şükürler olsun...

Benim için dua eden, arayıp şans dileyen, sınavın nasıl geçti diye merak edip sorma nezaketinde bulunan herkese çok teşekkürler.

3 Şubat 2011 Perşembe

BANA ŞANS DİLEYİN !

Son üç hafta, iki, bir derken nihayet sınav gününe ulaştım. 

Cumartesi günü kurs bitirme sınavına girmek için, Ankara'ya gidiyorum.

İnşallah hayırlısıyla bu sınavı da başarıyla atlatıp, mesleğimi yapmaya hak kazanacağımı umut ediyorum.

Dualarınızı bekliyorum.

Gelecek hafta üzerimdeki yükten kurtulmuş, hafiflemiş ve yeni tasarımları hayata geçirmeye hazır halde buluşmak umuduyla.

Sevgiyle kalın....

29 Ocak 2011 Cumartesi

BÜTÜN ÖĞRENCİLERE İYİ TATİLLER

Cuma sabahı tatlı bir telaşla uyandık, malum karne günüydü. Oğluşumu servisiyle okula uğurladıktan sonra ben de hazırlanıp çıktım. Çıktım, lafın gelişi....

Bizim oturduğumuz apartmanın karşısında bir ilköğretim okulu var. O okulun velileri arabalarıyla caddeyi tıkamakla kalmamış, garaj girişi olduğu açıkça belli olan ve pek çok uyarı levhasıyla donatılmış garaj girişine de araba park ederek çıkışı da kapatmışlardı. 

Neyse ki garaj girişindeki arabalardan birinin sahibi arabasının başında durmayı akıl etmişti de onun bin zahmet, bin naz açtığı boşluktan arabayla akrobasi hareketleri yaparak, caddedeki arabalardan kavga dövüş yol açarak nihayet trafiğe çıkabildim.

Yolun kenarında ikinci hatta üçüncü sıraya park etmiş ve hatta garaj girişini kapatmış amca ve teyzeler benim telaş içinde yol istememe bir bozuldular,  bir sinirlendiler, sormayın.

Aynı kargaşanın bizim okulun da önünde yaşanıyor olduğunu geçen seneki tecrübelerime dayanarak tahmin ettiğim için hiç şansımı zorlamadan iki sokak öteye park ettim arabamı. Okulun kapısı önünde, ikinci sıraya park etmiş araçlardan ve ısrarla okulun girişinin olduğu sokağa park etmek isteyen araçlardan öyle bir karmaşa vardı ki, yaya olarak bile okula ulaşmam hayli uzun sürdü.

Bunca karmaşadan sonra neyse ki oğluşumu ödülünü almış, fotoğraf çektirirken görmeye yetişebildim. Karnelerimizi de aldıktan sonra öğretmenimizle vedalaşıp okuldan ayrıldık.

Kapı önünde yine aynı karmaşa devam ediyordu. Arabaya binmek için biz biraz yürüdük ama o karmaşaya hiç girmeden rahatça evimize döndük.

Toplum olarak hak etmediğimiz daha da önemlisi bir türlü sindiremediğimiz bir lüksü yaşıyoruz bence. Bu şişirilmiş lüks hayatımızın en vazgeçilmez oyuncakları da arabalarımız. Mümkün olsa da evlerimize kadar arabayla girip, onun içinde yatıp kalksak. İki adımlık markete bile arabayla gider olduk. İlle de gideceğimiz yerin kapısına park edeceğiz arabayı, iki adım atmaya tahammülümüz yok.

Hem oturduğumuz mahalledeki okulun velileri, hem de bizim okulumuzun velilerine sesleniyorum;

Sadece iki sokak öteye park edip tıpış tıpış yürüyerek de okula gidilebiliyor !!!! 

Bilginize!!!!

Ben denedim ve başardım !

Sanırım siz de yapabilirsiniz!

Siz bütün görgüsüzlüğünüzle çocuğunuzun mutluluğunu paylaşırken, başkaları kendi çocuklarının mutluluğuna geç kalıyor yada daha önemlisi bir hasta hastaneye yetişmeye çalışıyor olabilir!

Hepsi bir tarafa hayırlısıyla karnemizi aldık, tatile girdik, mutluyuz. 

Sadece küçük cadımız EceSu çok hasta olduğu için abisinin bu heyecanına ortak olamadığından biraz buruktuk. Abisini okulunda ziyaret etmeyi çok sevdiği için karne gününü heyecanla bekliyorduk ama kısmet olmadı.

Sanırım kar yağışının gecikmesiyle baş gösteren salgına önce EceSu sonra ben yakalandık. Keçi gribi dedikleri kadar var, neredeyse beş gün oldu ama hala hastalığın seyri hafiflemedi. 

Şükürler olsunki şu an ben bunları size yazarken dışarı da lapa lapa kar yağıyor. 

Bütün çocuklara hastalıksız, keyifli bir yarıyıl tatili diliyorum.

Anneler de bol bol sabır ...