evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2011 Salı

SEVGİLİ OLABİLENLERİN SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN !


Kim ne düşünür bilmem ama bizim için özel ve kutlanması elzem bir gündür 'Sevgililer Günü'. 

'Sevgilim' diyerek gönlünüzün en kıymetli tahtına oturttuğunuz o özel insanla, sevgili olabilmeyi kutlamak neden anlamsız olsun ki?
  
Tamam pek çok insan için ticari bir amacı var bugünün ama bizim için sadece birlikteliğimizi kutlamak için bir araç.

Bir de evli, çocuk sahibi çiftlerin 'biz sevgili miyiz ki?' savunmaları var tabi.

Haklılar belki, yıllarca süren bir evliliğin içinde çocuk sahibi olabilse de karşısındakini sevmeyi becerememiş pek çok insan var.

Biz belki de en önce sevgili olduk eşimle. Zamanla pek çok sıfat daha ekledik ilişkimize; eş olduk, arkadaş olduk, yoldaş olduk, dost olduk, sırdaş olduk, anne ve baba olduk.... Ama sevgili olmamızın önüne koymadık hiçbirini, sevgili kalmayı başardık.

Birbirimizi olduğumuz gibi sevebilmeyi, sevilmeye değer erdemlerimizin yanında zaaflarımızla, hatalarımızla, eksiklerimizle kabul edebilmeyi başardık. 

Çok çetin yollardan, dik yokuşlardan, fırtınalı günlerden sonra bile el ele kalmayı becerdik.

Biz sevgili olabildik....

Bu sebeple de bu günü kutlamak hakkımız.

Kutlamadan kastımız hediyeler, güller, pırlantalar, şaşalı yemekler değil.

Sadece birbirimize ayıracağımız bir kaç saat...

Bu sene için planımız o bir kaç saatte romantik bir yemek yiyip,  keyifli bir aşk filmi seyretmek.

Sevgili olabilen veya sevgili kalabilen bütün çiftlerin, 

Sevgililer Günü Kutlu Olsun !!! 

21 Ekim 2010 Perşembe

EVLAT CANDAN ÖTE! PEKİ YA EŞİNİZ?

Sabahları kahvaltı hazırlarken bir yandan da televizyondan sabah haberlerini dinlemek alışkanlık oldu benim için. 

Sanırım bir kaç gün önce,  Kars'ta meydana gelen bir yangın haberi vardı. 

Apartmanın en üst katında bir anne ve dokuz aylık bebeğinin mahsur kaldığını duyunca her kadında olan anne hassasiyetiyle televizyona dönüp izlemeye başladım.

İtfaiyenin merdiveni de yetişemeyince uzun süren bir kurtarma çalışması yapılmıştı. Baba aşağıda dizlerinin üzerinde çaresizlik içinde ağlıyordu. Anne ise bebeğine sarılmış dehşet içinde aşağıya bakıyordu. 

Gözlerim dolu dolu merakla takip ettim haberi. İtfaiyenin ardından baba da attı kendini içeriye ve bir süre sonra anne ve bebeği alarak dışarı çıktılar. Çok şükür ikisi de kurtulmuştu.

Ama o görüntülerde benim dikkatimi çeken başka bir şeyler vardı. Baba bebeği kucağına bastırmış ardına bakmadan koşarak çıktı içeriden. Anne ise arkalarından tek başına...

Muhakkak ki herkes acil bir durumda önce çocuğunu düşünür ancak insanın eşini de bu kadar arka plana atması normal midir?

Evlatlarım canımdan öte, ama eşim de onlardan sonra gelmez benim için.

İnşallah hepimizin çocukları hayırla büyüyüp bir gün uçacak yuvadan. Kendi yuvalarını kuracak, kendi hayatlarına, eşlerine, kendi çocuklarına dalacaklar. Biz de kendi anne babamızın canından öte evlatları değil miyiz? 

Eninde sonunda, inşallah hayırlı uzun ömürler verirse yüce Rabbim, bir 'Edi' bir 'Büdü' başbaşa kalacağız eşlerimizle. 

Diyeceğim o ki, çocuklar için feda ederken ömrünü eşini, daha doğrusu aradaki ilişkiyi de ihmal etmemeli insan.

Bilmem siz ne dersiniz?

25 Mayıs 2010 Salı

CANIM KARDEŞİM



Benim bir tek bir tane kardeşim var. Benden sadece iki buçuk yaş küçük bir erkek kardeş. Kendimi bildim bileli kardeşim vardı, hep yanımdaydı. Biz birbirimize bağlı bir aileyiz. Anne ve babamız yaşamımızdaki herşeyi birbirimizle paylaşmayı öğretti bize. Mutlu olsak paylaşmak için birbirimizi ararız, en ufak bir sıkıntıda bazen anne ve babamdan önce kardeşim gelir aklıma. Telefon açıp, kardeşim yetiş dediğim, onun da anında imdadıma yetiştiği anlar çoktur. Oğluşumun bir doğumgününde oldukça fazla miktarda uçan balon sipariş vermiştik, teslim edecek firma son anda gecikeceğini söyleyince yine aradığım kişi kardeşimdi. Balon gıcırtısına karşı aşırı bir hassasiyeti olmasına, hem de koyu bir Beşiktaşlı olarak, bütün balonların sarı-lacivert olmasına rağmen hiç tereddütsüz koştu imdadıma. Doğumgünü partisi boyunca bütün tüyleri diken dikendi canım kardeşimin.   

Sadece kardeşim olmadı ki hiçbir zaman. Çocukluğumun tombiş sarı kafası, yaramazlıklarımın ortağı, oyun arkadaşım, okulda küçük kardeşim, kayak kamplarında koruyucum, tatillerde havuz arkadaşım, arkadaş düğünlerinde partnerim, Ankara'ya yaptığım zorunlu seyahatlerimde yol arkadaşım, ehliyet alırken direksiyon öğretmenim, mezuniyet balomda bütün arkadaşlarımı kıskandıran yakışıklı kavalyem, düğünümde ağabeyim, en sıkıntılı anlarımda ağlayacak omzum, çocuklarımın baba yarısı, bir tanecik dayısı....

İlk doğumumda anne babamın çok heyecanlanacağını düşünerek onlara haber vermeyip sadece kardeşimi istemiştim yanımda, onun varlığı yetmişti bana. Ama ikinci doğumumda askerdi benim canım kardeşim, onun için mecbur haberdar etmiştim annemi ve babamı, eksikliğini de taa içimde hissetmiştim.

Benim küçük kardeşim geçen sene evlendi. Böylece bir kardeşim daha oldu. En az kendi kardeşim kadar değerli, özel...

Yeni kardeşim blazer ceketleriyle kullanmak için askeri apoletlerden yapmamı istemişti benden ama ben bir türlü fırsat bulamamıştım.

Nihayet apoletleri yapabildim Gülşah'cığım. Biraz geç oldu ama kusura bakma artık.

Ben bu yazıyı da apoletleri sizinle paylaşmak için yazmıştım ama konu kardeşimden açılınca yazı biraz uzadı. Bu yazı gönlü de kendi kadar güzel kardeşime ve onun biricik eşine ithaf edilmiş olsun. 

Apoletlerim bir sonraki yazıya kaldı.