kardeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kardeş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2010 Çarşamba

İYİ Kİ VARSIN CANIM KARDEŞİM !


19 Aralık canım kardeşimin doğum günüydü. Malum hafta sonu Ankara'da olduğum için kutlamayı pazartesi gününe erteledik. Sizlerle paylaşmaya da ancak bugün zaman bulabiliyorum.


Daha önce 'Canım Kardeşim' başlıklı yazımda uzun uzun kardeşimden bahsetmiştim size. Benim tek kardeşim var, ama on tane kardeşim de olsa o benim bitanem olurdu, biricik kardeşim...


Dayımız için sabahtan hazırlanmaya başladık. Kim bilir kaç defa hep bir ağızdan söyledik iyi ki doğdun şarkısını. Akşamı zor ettik anlayacağınız.


Hep beraber mumlarımızı üfledik, pastamızı kestik, hediyelerimiz açtık....


Dayımızın köpeği Tarçın da içeriye giremese de camdan bizim ufaklıklara eşlik etti.


Canım kardeşim iyi ki doğdun, iyi ki varsın ...

Güzel eşin Gülşah'cığımla, 
İnşallah sahip olacağın evlatlarınla,
Annenle, babanla,
Benimle,
Çılgın yeğenlerin Efe ve Ecesu'yla,
ve bütün sevdiklerinle,

huzur, mutluluk ve sağlıkla, 
refah içinde, 
daha nice yıllar diliyorum sana...

Hayatın boyunca hep iyiliklerle karşılaşırsın İnşallah !

Seni çoook seviyorum.

Doğum günün kutlu olsun !




30 Haziran 2010 Çarşamba

YAZ TATİLİ, BİR EV, İKİ KARDEŞ


Okullar kapandı, karnelerimizi aldık. Ödev yapma mücadelemizi, erken yatma kavgalarımız ve sabah uyandırma çabalarımıza uzunca bir ara verdik. Şükürler olsun.

Birinci sınıf bence eğitim hayatını en sancılı yılı. Bütün hayatı oyun olan bir çocuğu disipline alıştırmak, bir yandan aman sıkılıp, bıkmasın, bir yandan geri kalmasın derken epeyce yorucu bir yıl geçirdik ailecek. Neyseki uyumlu, hızlı  öğrenen bir oğluşum var, mümkün olduğunca az sorun çıkardı ama sonuçta yedi yaşında bir çocuk işte. 

Bizim bir de küçük kardeş faktörümüz var tabi. Küçük canavara rağmen ders çalışmak çok da kolay olmadı.

Evet açıkçası tatilin zamanı gelmişti. İlk bir hafta da gayet güzeldi. Ancak herşeyden olduğu gibi  hemen sıkılıverdik tatilden de. Hava bir bakıyorsunuz fazla sıcak, bir bakıyorsunuz deliler gibi yağmur yağıyor. Bu tutarsızlık ta çocuklarla yapılabilecekleri hayli kısıtlıyor. 

Evde de kardeşi sebebiyle her istediğini yapamıyor oğluşum. Mesela en büyük zevki legolarıyla yeni şeyler yapmak. Kardeşimiz henüz iki yaşında olduğundan (ki tam bir' terrible 2' vakası) legolarını onun olduğu ortamda oynaması mümkün değil.

Bir de abimizi taklit etme hastalığımız var, abi ne yaparsa o da yapacak. Dolayısıyla abimiz epeyce bunaldı kardeşinden. Biraz yalnız kalmak istiyor. Odasını kendi özel dünyası olarak gördüğünden bizim de, özellikle kardeşinin de bu şekilde kabul etmesini istiyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu o kadar kolay olmuyor.

Kardeşimiz ilk doğduğu zamanlar oğlumun isteğiyle iki taraflı bir levha hazırlayıp asmıştık kapısına. Bir tarafına 'Girebilirsin', bir tarafına da 'Rahatsız Etmeyiniz' yazmıştık. 



Kardeşimiz yazılardan pek anlamadığı için, bu yaz kapı kilitleme aşamasına geçtik. Dün oğlumu yemeğe çağırmak için odasına gidince kapıya yapıştırılmış bir şey gördüm. Eski bir oyuncak telefonu kapısına zil yapmıştı oğluşum. Çok orijinal geldi bana sizinle de paylaşmak istedim.



                            

İnşallah bir kaç haftadan yaz okulumuz başlayacak, böylece kardeşler 24 saat bir arada olup, didişmeyecek, birbirlerini özleyecek, oğluşum yeni arkadaşlar, yeni uğraşlar edinecek,  ben de az da olsa nefes alacağım.

Herkese iyi tatiller....! 

25 Mayıs 2010 Salı

CANIM KARDEŞİM



Benim bir tek bir tane kardeşim var. Benden sadece iki buçuk yaş küçük bir erkek kardeş. Kendimi bildim bileli kardeşim vardı, hep yanımdaydı. Biz birbirimize bağlı bir aileyiz. Anne ve babamız yaşamımızdaki herşeyi birbirimizle paylaşmayı öğretti bize. Mutlu olsak paylaşmak için birbirimizi ararız, en ufak bir sıkıntıda bazen anne ve babamdan önce kardeşim gelir aklıma. Telefon açıp, kardeşim yetiş dediğim, onun da anında imdadıma yetiştiği anlar çoktur. Oğluşumun bir doğumgününde oldukça fazla miktarda uçan balon sipariş vermiştik, teslim edecek firma son anda gecikeceğini söyleyince yine aradığım kişi kardeşimdi. Balon gıcırtısına karşı aşırı bir hassasiyeti olmasına, hem de koyu bir Beşiktaşlı olarak, bütün balonların sarı-lacivert olmasına rağmen hiç tereddütsüz koştu imdadıma. Doğumgünü partisi boyunca bütün tüyleri diken dikendi canım kardeşimin.   

Sadece kardeşim olmadı ki hiçbir zaman. Çocukluğumun tombiş sarı kafası, yaramazlıklarımın ortağı, oyun arkadaşım, okulda küçük kardeşim, kayak kamplarında koruyucum, tatillerde havuz arkadaşım, arkadaş düğünlerinde partnerim, Ankara'ya yaptığım zorunlu seyahatlerimde yol arkadaşım, ehliyet alırken direksiyon öğretmenim, mezuniyet balomda bütün arkadaşlarımı kıskandıran yakışıklı kavalyem, düğünümde ağabeyim, en sıkıntılı anlarımda ağlayacak omzum, çocuklarımın baba yarısı, bir tanecik dayısı....

İlk doğumumda anne babamın çok heyecanlanacağını düşünerek onlara haber vermeyip sadece kardeşimi istemiştim yanımda, onun varlığı yetmişti bana. Ama ikinci doğumumda askerdi benim canım kardeşim, onun için mecbur haberdar etmiştim annemi ve babamı, eksikliğini de taa içimde hissetmiştim.

Benim küçük kardeşim geçen sene evlendi. Böylece bir kardeşim daha oldu. En az kendi kardeşim kadar değerli, özel...

Yeni kardeşim blazer ceketleriyle kullanmak için askeri apoletlerden yapmamı istemişti benden ama ben bir türlü fırsat bulamamıştım.

Nihayet apoletleri yapabildim Gülşah'cığım. Biraz geç oldu ama kusura bakma artık.

Ben bu yazıyı da apoletleri sizinle paylaşmak için yazmıştım ama konu kardeşimden açılınca yazı biraz uzadı. Bu yazı gönlü de kendi kadar güzel kardeşime ve onun biricik eşine ithaf edilmiş olsun. 

Apoletlerim bir sonraki yazıya kaldı.