balıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
balıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mayıs 2010 Pazartesi

KARİDES GÜVEÇ


Yemek tarifi verecek kadar iyi bir aşçı değilim açıkçası. Benim için genelde lezzetten çok sunum önemlidir. Ama ister istemez onbir yıllık evlilik ve iki çocuktan sonra içgüdüsel yemek yapmayı, demek istediğim göz kararıyla, doğaçlamalarla pişirmeyi öğrendim.

Ben kırmızı eti hayatım boyunca ağzıma koymadım, tavuk desen mecbur kalmadıkça yemem ama balık, benim için vazgeçilmezdir. Sadece balık da değil, denizden ne çıksa yerim. O kıymalar, pirzolalar yiyecek değil, parçalanmış birer canlı görünürken gözüme, en böceksi deniz ürünü bile ağzımı sulandırır.

Oğlum da damak lezzetini benden almış olacak ki bayılıyor deniz ürünlerine. Geçenlerde tutturdu canım karides istiyor diye. Evde balık yapmışlığım var ancak karides pişirdiğim olmamıştı. Bir kaç hafta önce arkadaş grubumuzda, marifetli arkadaşlarımın verdikleri karides tariflerine güvenerek karides güveç yapmaya giriştim.

Tavada, ben pilav dahil her yemekte zeytinyağı kullandığım için zeytinyağıyla, önce sarımsakları hafif kavurdum, sonra 'iglo' karidesleri dondurulmuş halde tabi bir su altından geçirip, tavaya ekledim. Sırayla küp doğranmış patates, kırmızı biber, yeşil biber ve domates ekleyip kavurmaya devam ettim.Son olarak çok az domates salçası ve biber salçası ekledim. Baharat olarak da kırmızı toz biber, tuz ve öğütülmemiş karabiber kullandım. Tek kişilik küçük güveç kaplarına kavurduğum karışımı paylaştırdım. Yetişkinler için değil ama çocuklar için küçük birer parça tereyağ ekleyip üzerine rendelenmiş kaşar serptim ve fırına verdim. Sadece peynir eriyene kadar pişirip fırından çıkardım ve üzerine pul biber serperek servis yaptım. İlk deneme için hiç fena değildi. Ev halkı da gayet afiyetle güveçlerini yedi.

Biz çorbamızın ardından ana yemek olarak yemiş olsak da Türk insanı için ana yemek olarak düşünülecek kadar doyurucu bir seçenek değil sanırım. Ama yemek davetlerinde en azından ara sıcak olarak eklenebilecek lezzetli ve farklı bir yemek bence. Deniz ürünü severlere afiyet olsun.

27 Nisan 2010 Salı

İSTANBUL FORUM ve TURKUAZOO

Ne yalan söyleyeyim, onca reklam tantanadan sonra bende hayal kırıklığı yarattı Forum İstanbul. Herhangi bir avm işte çok özel bir tarafı yok, tek özelliği içindeki 'Turkuazoo' yani akvaryum. Biz yurdum insanı son yıllarda öyle doyduk ki dev avmlere, yeni bir yerin ilgimizi çekmesi için bir farklılık ortaya koyması gerekiyor. İstanbul Forum devasa bir avm, ama aynı mağazalar, aynı food court. Mimaride de öyle aman aman bir çekicilik yok. Mersin Forum'u gezdiğimde farklı gelmişti mesela bana, Kanyon desen mimari çok orjinal, İstinye Park'ın ortaya koyduğu bir kalitesi var.. Burda Ikea-Forum-Praktiker-Tepe Home gibi büyük mağazaların bir arada olması oldukça zaman kazandırıcı, bir de akvaryum Türkiye için bir ilk ama hepsi bu kadar.

Palyaço balıkları ve diğer okyanus balıkları
(bizimkilerin deyimiyle nemo ve doly)

Akvaryuma gelince bence giriş ücretleri biraz yüksekti. Öğrenci:18TL, Yetişkin:25TL. En azından 23 Nisan da Çocuklar için extra bir indirim olmasını beklerdim ama 23 Nisan adına Forum'un yaptığı tek aktivite akvaryum çıkışına konan büyük beyaz bir balığı çocukların yaptığı resimlerle süslemeleriydi.

Yukarıdaki akvaryumda sadece kum yok,
kumla aynı renk onlarca balık var.
Oğluşumun balıkları farketmesiyle yaşadığı şaşkınlığı, kızımın da abisinin şaşkınlığını anlayamama şaşkınlığını görüyorsunuz.


Akvaryuma gelince benim gördüğüm en büyük akvaryum Londra'dakiydi. Hakkını vermek lazım Turkuazoo da  Londra'dakine yakın bir tesis.Temiz, özenli, ilgi çekici, aydınlatıcı,....




En büyük akvaryumun ortasından geçen tünelden tam beş kez geçtik! Anne şu köpekbalığını tam göremedim, anne şu vatozun resmini çekemedim derken beş defa turladık tünelde.Akvaryumların tümünde cam değil kalın akrilik kullanılmış. Tüneldeki bir de eğimli ve içbükey olunca insanın gözünü fena yoruyor.Çıktığımda gözlerim resmen ağrıyordu ve başım dönüyordu, ancak bir kaç saatten kendime geldim.



Kızım hav hav balıklarından biraz korktuysa da oğluşum gayet memnun kaldı.Bu arada köpek balıklarının sadece bazı türlerinin saldırgan olduğunu ve saldırgan türlerin bütün köpekbalıklarının yüzde onundan az olduğunu biliyor muydunuz? Ben de yeni öğrendim. Üstelik saldırgan türlerin de saldırması için çok aç olması veya kışkırtılmış olmaları gerekiyormuş.İnsanlara saldırmalarının sebebi de yüzen insanı foka benzetmeleriymiş ki fok, köpekbalığının favori yemeğiymiş.


Dalgıçlar çocuklar için su altındaki iletişimi anlatan bir gösteri yapıyorlar.
Bu kareden çok anlaşılmasa da dalgıç ağzından yuvarlak halkalar şeklinde hava kabarcıkları çıkarıyor.
Birdenbire etrafta kocaman deniz yıldızları ve köpekbalıkları dolaşmaya başladı. Köpekbalıklarına rağbet çoktu tabi onlar da fazlasıyla havalıydı. Biz de deniz yıldızıyla fotoğraf çektirdik.


Akvaryumu çocuklarınızla gezmenizin tavsiye ediyorum, farklı bir deneyim oldu. Ama bir daha gidermisin derseniz, hiç sanmıyorum.
Bana bir ziyaret yetti...!